5.13.2008

Aya isminizi gonderin!

Şuradaki blogda, NASA'nın bir uydusuyla isminizi aya gönderebileceğiniz hakkında güzel bir yazı var.


Çok şeyi tek cümlede ifade etmeye çalışınca böyle anlamsız ifadeler çıkabiliyor. Meseleyi kısaca burada özetleyeyim.


NASA aya bir uydu gönderiyor ve isterseniz sizin adınızı da bu uydudaki bir chip'te saklanmak üzere kaydediyor. Hatta şuradaki başvuru formunu doldurduğunuzda size bir sertifika bile hazırlıyorlar.


İlgili linki gönderdiğim arkadaşlarım çok yaratıcı fikirlerle ortaya çıkmadı değil. Bir tanesi hemen sevgilisinin adını yazıp çıkan sertifayı bastırıp kız arkadaşına "Bak sevgilim senin için bugün ne yaptım" şeklinde olaya romantik bir bakış açısı getirebiliyor. Tabi bir de "Metin Oktay" yazanı ise ayrı bir kefeye koymak lazım.

4.27.2008

PostSecret.com ile sirlarini paylasanlar..

Son bir kaç aydır takip ettiğim bir blog var: postsecret.

İnsanlar hayatlarındaki sırları kartpostallara yazıp sitenin sahibine postayla gönderiyorlar.

PostSecret o kadar tutmuş ki daha sonra sitenin sahibi kitap çıkarmış ve Amerika'da çeşitli yerlerde PostSecret postsecrethakkında seminer vermeye başlamış.

Verdiğim blog sitesi de her pazar güncelleniyor. Artık pazarları postsecret.com'u okumak benim için bir alışkanlık haline dönüştü. Bizdeki itiraf.com olayına benziyor fakat biraz daha farklı havası var. Daha ciddi ki... Bazen insan okuduğuna çok şaşırıyor.

Bakmanızı tavsiye ederim.

4.23.2008

Uzun Yolda Yakit Tasarrufu

Son günlerde takip ettiğim ilginç bir blog var: Tutumlu Ol. Tasarruf yapmak isteyenler için çok yararlı ipuçları sunuyor.

Hatta şuradaki yazı bana çok ilginç geldi. Uzun yolda kamyon otobüs gibi araçları belli mesafeden takip ederek yakıt tasarrufu yapılabiliyormuş.

Her ne kadar, kamyon otobüs gibi araçların arkasına düşünce ilk yaptığım şey bunları sollamak olsa da son zamanlarda yakıta gelen zamlarla (bu arada mazota yapılan zamlar tam bir yeni yazı konusu) bu uygulamayı yapmayı düşünebilirim.

4.21.2008

Fortune 500 listesi aciklanmis

Amerika'nın en büyük şirketlerinin açıklandığı Fortune 500 listesi açıklanmış. Listeye bakıldığında üst sıralarda çok da fazla değişiklik olmadığı görülüyor.

1.

 

Wal-Mart Stores

378,799.0

12,731.0

2.

 

Exxon Mobil

372,824.0

40,610.0

3.

 

Chevron

210,783.0

18,688.0

4.

 

General Motors

182,347.0

-38,732.0

5.

 

ConocoPhillips

178,558.0

11,891.0

6.

 

General Electric

176,656.0

22,208.0

7.

 

Ford Motor

172,468.0

-2,723.0

8.

 

Citigroup

159,229.0

3,617.0

9.

 

Bank of America Corp.

119,190.0

14,982.0

10.

 

AT&T

118,928.0

11,951.0

11.

 

Berkshire Hathaway

118,245.0

13,213.0

12.

 

J.P. Morgan Chase

116,353.0

15,365.0

13. 

 

AIG

110,064.0

6,200.0

14. 

 

Hewlett-Packard

104,286.0

7,264.0

15. 

 

IBM

98,786.0

10,418.0

16. 

 

Valero Energy

96,758.0

5,234.0

17. 

 

Verizon Communications   

93,775.0

5,521.0

18. 

 

McKesson

93,574.0

913.0

19. 

 

Cardinal Health

88,363.9

1,931.1

20. 

 

Goldman Sachs Group

87,968.0

11,599.

4.20.2008

Vergi kanunlari kac sayfa olabilir?

Carpe Diem'in şuradaki postasında ilginç bir grafiğe rastladım. Adamlar, ABD'de  1913 yılından beri vergi kanunlarının kaç sayfa olduğunu gösteren bir grafik hazırlamışlar. 1913'te 400 sayfa tutan vergi kanunları günümüzde 67506 sayfayı geçmiş.

Acaba benzer bir istatistik Türkiye'de yapılsa durum ne olurdu? Boş zamanı olan hukukçulara ve ya muhasebecilere -onların çok zamanı olmaz ama- böyle bir çalışma yapmalarını tavsiye ediyorum.

taxcode

3.15.2008

Bu sene sampiyonlar ligi kupasi kimin olur?

Yeni bir anket daha düzenliyoruz. Bu sefer şampiyonlar ligi kupasını bu sene kimin evine götüreceğini soracağız.

Anketi sağda bulabilirsiniz.

İlk oyu ben kullandım ve oyumu Arsenal'e verdim. Gerçekten bu sene Topçular'ın kupayı kimseye bırakmayacağını düşünüyorum. Şu anda Arsenal'in odaklandığı tek şey -premier ligden bile önce- Avrupa'da kupa hasretine son vermek. O yüzden Şampiyonlar Ligi kupasını kimselere kaptırmayacaktır.

2.26.2008

Sonunda Alan Greenspan'in kitabini bitirebildim.

500 küsür sayfalık İngilizce bir kitabı bitirmek benim için epey bir zaman aldı. Sindire sindire okumaya çalıştığım için bir anlamda bu kadar zaman alması normaldi ama nihayet Alan Greenspan'ın The Age of Turbulence kitabını bitirebildim. Bugün "The Economist" diye arattığınızda karşınıza çıkacak olan birisi varsa o da Alan Greenspan'dır.

500 Küsür sayfalık kitabında hem 60 yıllık bir ekonomi deneyimini ve bu ekonomi deneyimiyle bu 60 yılın değerlendirilmesini okuyorsunuz. En sonunda da 2030 yılına kadar bu devin projeksiyonlarını öğreniyorsunuz.

Kitap hakkında daha fazla söze gerek duymuyorum. Bu kadarı bile okumaya başlamak için yeterlidir herhalde...

2.22.2008

Employee Evolution

employeevo Birkaç ay önce keşfettiğim ve okurken keyif aldığım bir blogu burada tanıtmak istiyorum.

Bu blogun adı Employee Evolution. İngilizce bir blog. Özelliği ise, iş hayatına yeni başlayan Generation Y kuşağı hakkında yazılar yazması. Yani Generation Y kuşağı nedir? İşe bakış açısı nasıldır? Beklentileri, hayal kırıklıkları, vs. nedir?

Genelde bizdeki kuşaklar ABD ya da Avrupa'ya göre 10-15 yıl arkadan gelir. Fakat iletişim ve teknolojideki hız nedeniyle bu tür kültürel değişiklikler dünyanın her tarafında aynı anda başlayabiliyor.

O yüzden dil probleminiz olmadığı sürece bu blogda sizin de hoşunuza gidecek yazılar bulabilirsiniz. Özellikle de bazı konularda diğer insanların yaşamış olduğu tecrübeler sizin de çok işinize yarayacaktır.

Not: Bu arada Generation Y'den sonraki kuşağın ne olduğunu bilen varsa yorumlar kısmına bekliyorum.

2.13.2008

Osman Ulagay'in yeni kitabi

Osman Ulagay Hoca, zaman zaman buraya ekonomi hakkındaki yazılarını taşıdığım önemli köşe yazarlarından birisi. Genellikle global piyasalar ve geleceğe yönelik değerlendirmelerde bulunsa da -bazen Goldman Sachs gibi kurumların spekülatif raporlarını da ciddiye aldığı oluyor- geçtiğimiz bir yılda yaşananlarla ilgili AKP Gerçeği ve Laik Darbe Fiyaskosu adlı bir kitap yazmış.
Kitabın çıktığını Orhan Karaca'nın şuradaki blog yazısından öğrendim ve Ulagay'ın kitabı hakkında Vatan gazetesindeki röportajını ben de okudum. "Ülkenin o kadar önemli sorunu varken, ekonomik kriz kapıdayken nereden çıktı türban?" gibi söylemleri doğru bulmuyorum. Bu tür siyasi hamlelerin, gerek yurtiçinde ve gerekse de yurtdışında Türkiye ekonomisi ile ilgili risk algılamasını doğrudan etkilediği için önemli olduğunu düşünüyorum.

1.10.2008

Demokrasi hakkında...

Uzun bir süredir Alan Greenspan'ın The Age of Turbulence kitabını okumaya çalışıyorum. Kitap hakkında ileride uzun bir posta yayınlayacağım ama (muhtemelen onu iyipara'ya koyarım) kitabın bir yerindeki alıntıyı yapmak istiyorum:



Sayfa 345:
Economic populism is presumed to be an extension of democracy to economics. It is not. Small-d democrats support a form of government in which the majority rules on all public issues, but never in contravention of the basic rights of individuals. In such societies, the rights of minorities are protected from the majority. We have chosen to grant to the majority the right to determine all public policy issues that do not infringe on individual rights.*



Democracy is a messy process, and it certainly is not always the most efficient form of government. Yet I agree with Winston Churchill's quip: "Democracy is the worst form of government except for all those other forms that have been tried from time to time." For better or worse, we have no choice but to assume that people acting freely will ultimately make the right decisions on how to govern themselves. If the
majority makes the wrong decisions, there will be adverse consequences—even, in the end, civil chaos.



Populism tied to individual rights is what most people call liberal Democracy. "Economic populism" as used by most economists, however, refers
implicitly to a democracy in which the "individual rights" qualifier is largely
missing. Unqualified democracy where 51 percent of the people can legally
do away with the rights of the remaining 49 percent, leads to tyranny+ The
term then becomes pejorative when applied to the likes of Peron, who to
most historians is largely responsible for Argentina's long economic decline
after World War II. Argentina is still laboring under that legacy.



The battle for capitalism is never won. Latin America demonstrates
this perhaps more clearly than any other region. Income concentration and
a landed gentry with roots in sixteenth-century Spanish and Portuguese
conquests still foster deep and festering resentments. Capitalism in Latin
America is still a struggle at best.



*We may require supermajorities to implement certain laws. For example, in the United
States, only a supermajority may override a presidential veto—but it was
majorities in the assemblies of the thirteen original states that ratified
the Constitution, choosing to be governed in that manner.



+Many of our Founding Fathers feared that American majority rule without the first ten amendments to the Constitution of the United States of America—our Bill of Rights—would be tyranny.