6.07.2008

Bir Fatih Terim'li milli takim klasigi : Portekiz 1 - 0 Turkiye

Bugünkü maç hakkında çokca konuşulacak, çokca yazılacak. Fakat şu bir gerçek ki Fatih Terim'in şu anki kafa yapısıyla Türkiye'nin bir şeyler yapması mümkün değil.


Artık bilmeyen yok. Fatih Terim milli takıma oyuncu seçerken adam kayırıyor. Sevdiği futbolcuları alırken sevmediklerini performansları ne olursa olsun sallamamayı tercih ediyor.


Adam, kafasında kadroyu oluşturmuş. Oyuncuların performansı umrunda bile değil. Yoksa 1 yıldır doğru düzgün top oynamayan Tuncay'la ve Emre'yi 11'de başlatmasının başka bir amacı yok.


Zaten birkaç gün önce ATV'deki Uğur Meleke'nin "Hazırlık maçlarına göre mi adam seçiyorsunuz?" sorusuna "Olur mu ya öyle şey, benim kafamdaki takım bellidir" diye cevap verebilmiş adamdır. Pekala, bir takım hazırlık maçı niye yapar? Hazırlık maçının amacı sadece futbolcuları beraber oynatarak birbirine mi alıştırmak? O zaman niye hazırlık maçlarında farklı varyasyonlara giriyorsun? Direk kafandaki kadroyu sahaya sor. Oyuncular birbirlerine alışsınlar.


Bugünkü maçta -Türkiye'de niçin oynadığını bir türlü anlamadığım (buna Galatasaray da dahil)- Sabri yerine Kazım Kazım'la başlıyorsun. Acaba diyoruz. Sonra ikinci yarı niye sokuyorsun Sabri'yi? Kazım yine aynı yerinde oynamaya devam ediyor. Sabri'de ortada deli dana gibi dolaşıyor. Sahi Sabri bugünkü maçta nerede oynadı?


 Gelelim Hamit'i çıkartıp Semih'i koyması olayına. Valla bu değişikliği anlayabilen var mı? Elin Rus'u bile dalga geçtiği için söyleyecek başka söz bulamıyorum. Tuncay ve Nihat bas bas bağırdı "Beni çıkart hocam" diye. Ama oralı bile olmadı bizimki!



Dakika 15'den sonra "Acaba gol ne zaman gelecek?" diye beklemeye başladım. Takım o kadar dengesizken, Portekiz'in gol atması an meselesiyken oyuna müdahale etmeyip golü beklemek ne demek!


 Sonuçta bu maç tüm Türk halkına tek şey söylüyor : "Siz EURO 2008'den umudunuzu kesin!".


Bunun dışında günün ilk maçında İsviçre gerçekten kendinden beklenmeyen iyi bir performans gösterdi. Gerçi ben bu sefer Çek Cumhuriyeti'ne şans tanımıyorum. İsviçre'nin bir anlık hatası yenilmelerine sebep oldu. Fakat İsviçre bu oyununu sürdürürse bu gruptan rahat çıkar!



Portekiz hakkında yorum yapmak istemiyorum. Yani adamların karşısında o kadar kötü oynadık ki Portekiz'in iyi oynamasına bile gerek yoktu. Zaten adamlar da rolantide oynadılar. Futbolcularının yoğun Avrupa Ligleri ve Şampiyonlar Ligi maçları yüzünden Portekiz pek fazla hazırlık maçı yapamadı bu ara. Bizim sayemizde o eksiklerini de giderdiler!


Tabi bu arada Cenevre'de bizi destekleyen binlerce gurbetçi vatandaşlarımızı unutmamak gerek! İnanılmaz bir destek verdiler. Sanki maç İstanbul'da oynanıyor gibiydi. Fakat milliler ne yazık ki onların gösterdiği kadar çaba göstermediler. En azından reklamlarda gösterdikleri performansı beklerdik kendilerinden.. 

5.13.2008

Aya isminizi gonderin!

Şuradaki blogda, NASA'nın bir uydusuyla isminizi aya gönderebileceğiniz hakkında güzel bir yazı var.


Çok şeyi tek cümlede ifade etmeye çalışınca böyle anlamsız ifadeler çıkabiliyor. Meseleyi kısaca burada özetleyeyim.


NASA aya bir uydu gönderiyor ve isterseniz sizin adınızı da bu uydudaki bir chip'te saklanmak üzere kaydediyor. Hatta şuradaki başvuru formunu doldurduğunuzda size bir sertifika bile hazırlıyorlar.


İlgili linki gönderdiğim arkadaşlarım çok yaratıcı fikirlerle ortaya çıkmadı değil. Bir tanesi hemen sevgilisinin adını yazıp çıkan sertifayı bastırıp kız arkadaşına "Bak sevgilim senin için bugün ne yaptım" şeklinde olaya romantik bir bakış açısı getirebiliyor. Tabi bir de "Metin Oktay" yazanı ise ayrı bir kefeye koymak lazım.

4.27.2008

PostSecret.com ile sirlarini paylasanlar..

Son bir kaç aydır takip ettiğim bir blog var: postsecret.

İnsanlar hayatlarındaki sırları kartpostallara yazıp sitenin sahibine postayla gönderiyorlar.

PostSecret o kadar tutmuş ki daha sonra sitenin sahibi kitap çıkarmış ve Amerika'da çeşitli yerlerde PostSecret postsecrethakkında seminer vermeye başlamış.

Verdiğim blog sitesi de her pazar güncelleniyor. Artık pazarları postsecret.com'u okumak benim için bir alışkanlık haline dönüştü. Bizdeki itiraf.com olayına benziyor fakat biraz daha farklı havası var. Daha ciddi ki... Bazen insan okuduğuna çok şaşırıyor.

Bakmanızı tavsiye ederim.

4.23.2008

Uzun Yolda Yakit Tasarrufu

Son günlerde takip ettiğim ilginç bir blog var: Tutumlu Ol. Tasarruf yapmak isteyenler için çok yararlı ipuçları sunuyor.

Hatta şuradaki yazı bana çok ilginç geldi. Uzun yolda kamyon otobüs gibi araçları belli mesafeden takip ederek yakıt tasarrufu yapılabiliyormuş.

Her ne kadar, kamyon otobüs gibi araçların arkasına düşünce ilk yaptığım şey bunları sollamak olsa da son zamanlarda yakıta gelen zamlarla (bu arada mazota yapılan zamlar tam bir yeni yazı konusu) bu uygulamayı yapmayı düşünebilirim.

4.21.2008

Fortune 500 listesi aciklanmis

Amerika'nın en büyük şirketlerinin açıklandığı Fortune 500 listesi açıklanmış. Listeye bakıldığında üst sıralarda çok da fazla değişiklik olmadığı görülüyor.

1.

 

Wal-Mart Stores

378,799.0

12,731.0

2.

 

Exxon Mobil

372,824.0

40,610.0

3.

 

Chevron

210,783.0

18,688.0

4.

 

General Motors

182,347.0

-38,732.0

5.

 

ConocoPhillips

178,558.0

11,891.0

6.

 

General Electric

176,656.0

22,208.0

7.

 

Ford Motor

172,468.0

-2,723.0

8.

 

Citigroup

159,229.0

3,617.0

9.

 

Bank of America Corp.

119,190.0

14,982.0

10.

 

AT&T

118,928.0

11,951.0

11.

 

Berkshire Hathaway

118,245.0

13,213.0

12.

 

J.P. Morgan Chase

116,353.0

15,365.0

13. 

 

AIG

110,064.0

6,200.0

14. 

 

Hewlett-Packard

104,286.0

7,264.0

15. 

 

IBM

98,786.0

10,418.0

16. 

 

Valero Energy

96,758.0

5,234.0

17. 

 

Verizon Communications   

93,775.0

5,521.0

18. 

 

McKesson

93,574.0

913.0

19. 

 

Cardinal Health

88,363.9

1,931.1

20. 

 

Goldman Sachs Group

87,968.0

11,599.

4.20.2008

Vergi kanunlari kac sayfa olabilir?

Carpe Diem'in şuradaki postasında ilginç bir grafiğe rastladım. Adamlar, ABD'de  1913 yılından beri vergi kanunlarının kaç sayfa olduğunu gösteren bir grafik hazırlamışlar. 1913'te 400 sayfa tutan vergi kanunları günümüzde 67506 sayfayı geçmiş.

Acaba benzer bir istatistik Türkiye'de yapılsa durum ne olurdu? Boş zamanı olan hukukçulara ve ya muhasebecilere -onların çok zamanı olmaz ama- böyle bir çalışma yapmalarını tavsiye ediyorum.

taxcode

3.15.2008

Bu sene sampiyonlar ligi kupasi kimin olur?

Yeni bir anket daha düzenliyoruz. Bu sefer şampiyonlar ligi kupasını bu sene kimin evine götüreceğini soracağız.

Anketi sağda bulabilirsiniz.

İlk oyu ben kullandım ve oyumu Arsenal'e verdim. Gerçekten bu sene Topçular'ın kupayı kimseye bırakmayacağını düşünüyorum. Şu anda Arsenal'in odaklandığı tek şey -premier ligden bile önce- Avrupa'da kupa hasretine son vermek. O yüzden Şampiyonlar Ligi kupasını kimselere kaptırmayacaktır.

2.26.2008

Sonunda Alan Greenspan'in kitabini bitirebildim.

500 küsür sayfalık İngilizce bir kitabı bitirmek benim için epey bir zaman aldı. Sindire sindire okumaya çalıştığım için bir anlamda bu kadar zaman alması normaldi ama nihayet Alan Greenspan'ın The Age of Turbulence kitabını bitirebildim. Bugün "The Economist" diye arattığınızda karşınıza çıkacak olan birisi varsa o da Alan Greenspan'dır.

500 Küsür sayfalık kitabında hem 60 yıllık bir ekonomi deneyimini ve bu ekonomi deneyimiyle bu 60 yılın değerlendirilmesini okuyorsunuz. En sonunda da 2030 yılına kadar bu devin projeksiyonlarını öğreniyorsunuz.

Kitap hakkında daha fazla söze gerek duymuyorum. Bu kadarı bile okumaya başlamak için yeterlidir herhalde...

2.22.2008

Employee Evolution

employeevo Birkaç ay önce keşfettiğim ve okurken keyif aldığım bir blogu burada tanıtmak istiyorum.

Bu blogun adı Employee Evolution. İngilizce bir blog. Özelliği ise, iş hayatına yeni başlayan Generation Y kuşağı hakkında yazılar yazması. Yani Generation Y kuşağı nedir? İşe bakış açısı nasıldır? Beklentileri, hayal kırıklıkları, vs. nedir?

Genelde bizdeki kuşaklar ABD ya da Avrupa'ya göre 10-15 yıl arkadan gelir. Fakat iletişim ve teknolojideki hız nedeniyle bu tür kültürel değişiklikler dünyanın her tarafında aynı anda başlayabiliyor.

O yüzden dil probleminiz olmadığı sürece bu blogda sizin de hoşunuza gidecek yazılar bulabilirsiniz. Özellikle de bazı konularda diğer insanların yaşamış olduğu tecrübeler sizin de çok işinize yarayacaktır.

Not: Bu arada Generation Y'den sonraki kuşağın ne olduğunu bilen varsa yorumlar kısmına bekliyorum.

2.13.2008

Osman Ulagay'in yeni kitabi

Osman Ulagay Hoca, zaman zaman buraya ekonomi hakkındaki yazılarını taşıdığım önemli köşe yazarlarından birisi. Genellikle global piyasalar ve geleceğe yönelik değerlendirmelerde bulunsa da -bazen Goldman Sachs gibi kurumların spekülatif raporlarını da ciddiye aldığı oluyor- geçtiğimiz bir yılda yaşananlarla ilgili AKP Gerçeği ve Laik Darbe Fiyaskosu adlı bir kitap yazmış.
Kitabın çıktığını Orhan Karaca'nın şuradaki blog yazısından öğrendim ve Ulagay'ın kitabı hakkında Vatan gazetesindeki röportajını ben de okudum. "Ülkenin o kadar önemli sorunu varken, ekonomik kriz kapıdayken nereden çıktı türban?" gibi söylemleri doğru bulmuyorum. Bu tür siyasi hamlelerin, gerek yurtiçinde ve gerekse de yurtdışında Türkiye ekonomisi ile ilgili risk algılamasını doğrudan etkilediği için önemli olduğunu düşünüyorum.