portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.11.2008

Portekiz 3 - Cek Cumhuriyeti 1

A grubunun belki de en zorlu maçında Portekiz, Çek Cumhuriyeti karşısında net bir skorla 3-1 galibiyetle ayrıldı.


Skor net olmasına rağmen oynanan oyunda Portekiz'in net bir üstünlüğü yoktu. Özellikle 3. golün maçın 2-2 olmasının içten bile olmadığı dakikalarda gelmesi bunun göstergesi.


Sonuçta seyri güzel zevkli bir maç ortaya çıktı. Denk kuvvetlerin mücadelesi şeklinde geçen maçta Portekiz Ronaldo, Deco gibi bireysel yetenekli futbolcularının da avantajını kullanarak maçı kazanmayı bildi.


Fakat Türkiye'nin gruptaki son maçının Çek Cumhuriyeti'yle olması bizim için bir handikap. Sonuçta beraberlik durumunda biz bir üst tura çıkarız fakat bu açıdan da Çek Cumhuriyeti'nin ofansif bir oyun anlayışı sergileyebileceğini düşünüyorum. Bu durumda İsviçre maçının ikinci yarısında gösterdiğimiz oyun stilinin bir benzerini burada da uygulamalıyız. Neyse bunu İsviçre-Türkiye maçının analizinde tartışalım.  


Not: Beraberlik durumunda Çek Cumhuriyeti öne çıkıyor çünkü attıkları ve yedikleri gollerimiz aynı olduğu için daha önceki Avrupa Şampiyonaları ve Dünya Şampiyonaları dikkate alınıyorumuş.  


 Not 2: Şu durumda Çek Cumhuriyeti'yle berabere kalmamız durumda maç uzatmalara dahi gitmeden penaltılarla bitecekmiş. Bu da UEFA'nın yeni bir uygulamasıymış.

 

6.08.2008

Mac sonucu: Avusturya 0, Hırvatistan 1

Gerçekten önceki turnuvaların aksine EURO 2008'de mükemmel grup maçları oynanıyor. Daha önceleri hep beraberliklerle başlamıştı maçlar fakat bu turnuvada şu ana kadar oynanan 3 maçtan da beraberlik çıkmadı.


Avusturya - Hırvatistan maçında otoriteler her ne kadar Hırvatistan'ı favori gösterse de -maçı kazanmasına rağmen- Hırvatistan gelecek adına pek ümit vermedi açıkcası. Bu arada Avusturya, bu turnuvaya katılmalarının haksız olduğunu iddia edenlere sahada gösterdiği performansla cevap vermeyi bildi.


Özellikle maçın başlarından itibaren Hırvatistan etkili bir oyun sergiledi ve nisbeten erken bir dakikada penaltıdan 1-0 öne geçti. Fakat maçın 35. dakikasına kadar sahada oyunun hakimi olan Hırvatistan'da yorgunluk baş gösterince Avusturya'nın atakları sıklaşmaya başladı. Sıklaşan Avusturya ataklarında, Hırvatistan'ı kurtaran ilk yarının bitiş düdüğü oldu.


İkinci yarıda özellikle sağ kanattan Harnik'le müthiş pozisyonlar bulan Avusturya'nın bu maçtan yenik ayrılması futbolun adaleti konusunda bizleri yeniden düşündürmeye başladı. Çek Cumhuriyeti karşısında İsviçre'nin mağlubiyeti haketmeyen futbolunun bir benzerini de Avusturya ortaya koymuş oldu. Sonuçta kupanın iddialı ekiplerinden Hırvatistan, bu tür turnuvalardaki tecrübesinin ve biraz da şansının etkisiyle maçı kazandı.


Bu yazıyı yazarken bir diğer amacım da bu maçı Türkiye maçıyla kıyaslamak. Bir teknik adamın maçı izleyerek yapacağı değişikliklerle oyuna nasıl yön vereceğini bu maçla bir kez daha anladık. Umarım Fatih Terim de bu maçı izlemiştir ve o da dersler çıkarmıştır. Şimdi bizim ekranları başında şahit olduğumuz olayı burada anlatmaya çalışalım.


Maçın 40. dakikasından ilk yarının sonuna kadar ve ikinci yarıda dakika 60'a kadar Avusturya sağ taraftan, Hırvatistan defansının sol tarafını darmadağan eden ataklar gerçekleştirdi. Dün Fatih Terim gibi maçı seyretmek yerine, Biliç oyuna müdahale etti ve S.O.S veren savunmanın solundaki Kranjcar'ı çıkararak yerine Knezeviç'i soktu. Knezeviç, Kranjcar'a göre daha başarılı bir oyun sergileyerek nispeten daha iyi bir şekilde Harnik'i durdurmayı başardı. Bir teknik adam için yerinde müdahale!



Fakat kurt teknik direktör Hickersberger'de sağ kanatta atakların sayısı azalınca sol tarafa Ümit Korkmaz'ı aldı. Artık daha önce pek iş yapmayan sol kanat çalışmaya başladı ve Avusturya iki taraftan da etkili gelmeye başladı.


İşte futbol böyle bir şey. Eğer siz bir teknik adamsanız, sahada olanlara seyirci kalamazsınız. Fatih Terim dünkü maçta ilk yarı gol gelmeyince ikinci yarı da gelmez diye düşündü. Halbuki  milli takımda Portekiz ataklarını durduran sadece kale direklerimizdi.


Az sonra Almanya - Polonya maçı var ve şu ana kadar 6 takımı seyretme fırsatı bulduk. Maalesef bunlar içinde en kötüsü ve belki de en ruhsuzu bizim milli takımımızdı. Turnuvada hiç şans verilmeyen Avusturya bile inanılmaz mücadele gösterdi ve Hırvatistan gibi İngiltere'yi bu turnuvanın dışına iten takım karşısında kora kor bir şekilde mücadele etti. Aynı mücadeleyi milli takımın da göstermesi ümidiyle...





 

6.07.2008

Bir Fatih Terim'li milli takim klasigi : Portekiz 1 - 0 Turkiye

Bugünkü maç hakkında çokca konuşulacak, çokca yazılacak. Fakat şu bir gerçek ki Fatih Terim'in şu anki kafa yapısıyla Türkiye'nin bir şeyler yapması mümkün değil.


Artık bilmeyen yok. Fatih Terim milli takıma oyuncu seçerken adam kayırıyor. Sevdiği futbolcuları alırken sevmediklerini performansları ne olursa olsun sallamamayı tercih ediyor.


Adam, kafasında kadroyu oluşturmuş. Oyuncuların performansı umrunda bile değil. Yoksa 1 yıldır doğru düzgün top oynamayan Tuncay'la ve Emre'yi 11'de başlatmasının başka bir amacı yok.


Zaten birkaç gün önce ATV'deki Uğur Meleke'nin "Hazırlık maçlarına göre mi adam seçiyorsunuz?" sorusuna "Olur mu ya öyle şey, benim kafamdaki takım bellidir" diye cevap verebilmiş adamdır. Pekala, bir takım hazırlık maçı niye yapar? Hazırlık maçının amacı sadece futbolcuları beraber oynatarak birbirine mi alıştırmak? O zaman niye hazırlık maçlarında farklı varyasyonlara giriyorsun? Direk kafandaki kadroyu sahaya sor. Oyuncular birbirlerine alışsınlar.


Bugünkü maçta -Türkiye'de niçin oynadığını bir türlü anlamadığım (buna Galatasaray da dahil)- Sabri yerine Kazım Kazım'la başlıyorsun. Acaba diyoruz. Sonra ikinci yarı niye sokuyorsun Sabri'yi? Kazım yine aynı yerinde oynamaya devam ediyor. Sabri'de ortada deli dana gibi dolaşıyor. Sahi Sabri bugünkü maçta nerede oynadı?


 Gelelim Hamit'i çıkartıp Semih'i koyması olayına. Valla bu değişikliği anlayabilen var mı? Elin Rus'u bile dalga geçtiği için söyleyecek başka söz bulamıyorum. Tuncay ve Nihat bas bas bağırdı "Beni çıkart hocam" diye. Ama oralı bile olmadı bizimki!



Dakika 15'den sonra "Acaba gol ne zaman gelecek?" diye beklemeye başladım. Takım o kadar dengesizken, Portekiz'in gol atması an meselesiyken oyuna müdahale etmeyip golü beklemek ne demek!


 Sonuçta bu maç tüm Türk halkına tek şey söylüyor : "Siz EURO 2008'den umudunuzu kesin!".


Bunun dışında günün ilk maçında İsviçre gerçekten kendinden beklenmeyen iyi bir performans gösterdi. Gerçi ben bu sefer Çek Cumhuriyeti'ne şans tanımıyorum. İsviçre'nin bir anlık hatası yenilmelerine sebep oldu. Fakat İsviçre bu oyununu sürdürürse bu gruptan rahat çıkar!



Portekiz hakkında yorum yapmak istemiyorum. Yani adamların karşısında o kadar kötü oynadık ki Portekiz'in iyi oynamasına bile gerek yoktu. Zaten adamlar da rolantide oynadılar. Futbolcularının yoğun Avrupa Ligleri ve Şampiyonlar Ligi maçları yüzünden Portekiz pek fazla hazırlık maçı yapamadı bu ara. Bizim sayemizde o eksiklerini de giderdiler!


Tabi bu arada Cenevre'de bizi destekleyen binlerce gurbetçi vatandaşlarımızı unutmamak gerek! İnanılmaz bir destek verdiler. Sanki maç İstanbul'da oynanıyor gibiydi. Fakat milliler ne yazık ki onların gösterdiği kadar çaba göstermediler. En azından reklamlarda gösterdikleri performansı beklerdik kendilerinden..