kitap cumhuriyetin 50. yildonumunde yazildigi icin sonunda soyle bir temenni var:
ikinci elli yildonumunden bildiriyorum: pek bir bok yapamadik. en azindan ilk 50 yilda surekli aglayan islamcilarin da isleri daha da boka sardiklarini gormus olduk.
kitap cumhuriyetin 50. yildonumunde yazildigi icin sonunda soyle bir temenni var:
ikinci elli yildonumunden bildiriyorum: pek bir bok yapamadik. en azindan ilk 50 yilda surekli aglayan islamcilarin da isleri daha da boka sardiklarini gormus olduk.
|
|
Who can say more about it?
Well, even if this is the case at most of the time, the person you desire irresistibly may not have the same feeling for you. Surely, that person is not in love.
But does it make you not being in love?
That is the question that I am asking myself lately.
From an outside point of view, it might seem a little bit complicated and a little bit twist of words, like a poetic stuff.
Nevertheless, that is the case for me.
So far, my love life has been complicated. Sometimes I feel like I am dissatisfied with it, but I came to realize that I might have enjoy it.
Ok. Some of you may get the idea that I am kind of masochist, but this is not related to punishment or pain...
For some people, love is often associated with patronage… Kind of binding between two persons… Each person owns the other one and does not want to share with others.
But that is not the case for all types of loves. I know most of you does not agree with this.
Maybe, the answer is that love is being irrational when you know that reasoning ends at some point. From this perspective, all of the conflicts I have so far make sense.
See, I answered one of the most difficult questions of mankind just less than 250 words.
Diyelim ki şirketiniz, kurumunuz, derneğiniz ya da örgütünüz hakkında benim gibi densizler bloglarında yazı yazdılar. Bu gibi durumda ne yapmayı planlıyorsunuz?
Valla yapılacak çok fazla şey yok. Hemen en yakın mahkemeye başvuruyorsunuz. Aslında Diyarbakır, Hakkari gibi yerlerde elemanlarınız varsa oralara başvurun ki benim gibi gariban blogger’lar oraya kadar gidemeyecekleri için savunma yapamasınlar. Sonrasında Telekomünikasyon Kurumu bloga “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” başlıklı tasarımın günün ihtiyaçlarına göre değiştiği güzel bir yazı ekliyorlar. Böylece sorununuz hallledilmiş oluyor.
Tabi, bu Türkiye gibi bir ülkede olan bir uygulama. Elin ABD’sinde böyle bir çözüm yöntemi olmadığı için kurumlar farklı yöntemlere başvuruyorlar.
Aşağıdaki diyagram da ABD Hava Kuvvetleri’nin meseleye ele alış şeklini yansıtıyor. Adamlar üşenmemişler iletişimin standart olması için standart bir prosedür hazırlamışlar. Bu Amerikalılar’da çok salak insanlar yahu! Kahvenin üzerine bile “dikkat çok sıcaktır” şeklinde uyarı yapıp prosedür ortaya koyuyor.
Bak bize! Türk işi bir çözümümüz var. Öyle “evet” ya da “hayır”larla olayı dallandırıp budaklandırmaya ne gerek var? Kapattırıverirsin olur biter.
Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre insanlar düşündükçe kilo alıyorlarmış:
ANKARA - Kanada’nın Quebec kentindeki Laval üniversitesinde yapılan araştırmaya göre, düşünmenin yarattığı stres çok yemeye yol açıyor. Araştırmada, 14 öğrencinin, kendilerine verilen 3 ödevi yerine getirdikten sonra gıda tüketimleri ölçüldü.
Öğrencilerden ilk ödev olarak oturarak rahatlamaları istendi. İkinci ödevde bir metni okumaları ve sonra özetlemeleri istenen öğrencilerden son ödevlerinde bilgisayarda hafıza ve dikkat gerektiren testleri yapmaları istendi. 45 dakika süren her faaliyetten sonra öğrenciler açık büfeye davet edildi.
Zihinsel faaliyetlerde daha az enerji harcanmasına rağmen yapılan ölçümlerde öğrencilerin, okuma ve özet çıkarmadan sonra 203’ten fazla, bilgisayar testlerinden sonra da 253’ten fazla kalori aldıkları tespit edildi. Oturarak rahatlama ödevindeki kalori alımının ise diğerlerine göre az olduğu belirlendi.
Ben de düşünüyordum niye sürekli kilo alıyorum diye. Meğer kısır bir döngünün içerisine girmişiz!