3.08.2007
About relationship and marriage..
3.07.2007
After Liverpool - Barcelona Match..
The holder of the title, Barcelona, had an early finish in Champions League this year. Well, here, in İbahim's blog, I tried to convince others that Barcelona had a very little opportunity in this time and they would need a miracle to pass this round. Well, after the match, I tried to give a detailed analysis of the game, which is you can also see in the comments. By the way, it is Turkish. Believe me, I would write in English but talking football in English does not give same taste as it gives in Turkish.
Enjoy your read...
3.03.2007
Accidentally invade...
2.24.2007
Yet another blog...
I know you ask why on earth Sinan needs to open another blog since he has so many -sometimes unneccassary- blogs. Well, it is tough one, but let me explain myself.
One of the thing that I hate blogging is that attitude of blog writers when it comes to their professional blogs. Let's say a guy is a lead developer for a very grade software project and you like to hear about the development of the project. So you subscribe his blog. But most of the time, (s)he posts about general things such as valentine's day -well, the reason I am upset about them is not because I did not have a girlfriend this year-, superbowl -who wants to watch American football since there is such beautiful game of football-, etc. And I do not want to spend time reading about it.
So the solution for that is to divide my blogs according to the topics so that anyone who wants to read about one of my interests, say IT, does not need to be notified about my ideas of valentine's day that is all about another excuse to boast the consumption.
Since my posts are divided into different blogs, I try to give information on new posts of them here. So anyone interested in those posts can find it in that blog.
That's all for now...
1.20.2007
How to integrate FeedBurner with Blogger?
On the other hand, FeedBurner can be used to track these visitors. What I will show you in this post, to integrate FeedBurner with your blog site so that the actual RSS/Atom feeds will be hidden so that when the user wants to subscribe to your feed, it will subscribe to your FeedBurner feed.
To do so the very first thing, we should do is to change the template of your blogger site.
Here, in the new blogger templates there is a part similar to this at the beginning of the template:
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Strict//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-strict.dtd">
<html xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml' xmlns:b='http://www.google.com/2005/gml/b' xmlns:data='http://www.google.com/2005/gml/data' xmlns:expr='http://www.google.com/2005/gml/expr'>
<head>
<b:include data='blog' name='all-head-content'/>
<title>
<b:skin>",
replace "<b:include data='blog' name='all-head-content'/>" with this:
<link href='http://feeds.feedburner.com/youraddress' rel='alternate' title='yourfeedname' type='application/rss+xml'/>
So the same part will look like this:
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Strict//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-strict.dtd">
<html xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml' xmlns:b='http://www.google.com/2005/gml/b' xmlns:data='http://www.google.com/2005/gml/data' xmlns:expr='http://www.google.com/2005/gml/expr'>
<head>
<link href='http://feeds.feedburner.com/youraddress' rel='alternate' title='yourfeedname' type='application/rss+xml'/>
<title>
<b:skin>
This will tell any browsers or other feed reader program that you use this feed address for your blog site.
The second thing is to make the links of actual blogger site feeds hidden. If they continued to be in your site, some user could subscribe for those feeds. To do so, we need to change the CSS behavior of the layer which these links are stored. Look for your template and find the phrase ".feed-links". An example is:
#blog-pager {
text-align: center;
}
.feed-links {
clear: both;
line-height: 2.5em;
margin-left: 13px;
}
Now, add the line of "visibility:hidden;" to that part:
#blog-pager {
text-align: center;
}
.feed-links {
visibility: hidden;
clear: both;
line-height: 2.5em;
margin-left: 13px;
}
By doing this we make the links to actual feeds of blogger hidden. Now if you want, you can add your FeedBurner links to your blogger template by adding a new link list to your page elements.
12.12.2006
Orhan Pamuk'un Nobel Konuşması Hakkında
Az önce Yakup'un tavsiyesine uyup Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almadan önce yaptığı konuşmanın metnini okudum. Orhan Pamuk, bu konuşmaya "Babamın Bavulu" adını vermiş.
Yazılanları okuyunca Orhan Pamuk hakkında sahip olduğum bazı önyargıları tekrardan sorgulama ihtiyacı hissettim. Özellikle ödülü alacağı açıklanınca yaşanan tartışmaların temelinde ödülün Orhan Pamuk'a siyasi nedenlerden dolayı mı yoksa edebi başarısından dolayı verildiği sorusu vardı. Ki hala daha bunlar tartışılmaya devam ediyor...
Aslında bu yazıyı okuyunca bu sorunun cevabına da ulaşıyorsunuz. En azından ben ulaştım. Bu noktada çıkardığım sonuç şu: Evet Orhan Pamuk romanlarında Türkiye'yi, İstanbul'u daha doğrusu bizi anlatmıştır. Kendisi de yazıda ifade ettiği gibi bunları anlatırken de olaylara olan bakış açısını, yorumlarını, kızgınlıklarını, tepkilerini ortaya koymuştur. Sonuçta Orhan Pamuk'a ödülü kazandıran onca şey arasında bizi anlatırken siyaset yapması da vardır. Fakat bunu yaparken de çok başarılı bir edebi uslub tutturmasıdır. Daha fazla konuşma hakkında yazmak yerine sizi bu yazıyı okumayı tavsiye ediyorum. Bu arada emin olun içinde Türkiye'nin siyaset gündemi ile alakalı hiçbir şey yok. O yüzden tedirgin ulusalcıların içi rahat olabilir.
Bu millet yıllarca "Neden bizim Nobel ödülü sahibi bir bilimadamımız, bir edebiyatçımız yok?" diye bu ödülün hasretini çekti. Ve de bu ödülü alacak ilk Türk'ün ne kadar şanşlı olduğunu düşündü. Ve de herkesin bayram yapacağı, sonunda "Türkün gücünü dünyaya gösterdi" diyeceğimiz bu günü iple çektik durduk.
Neyse bir Türk çıktı ve aslanlar gibi ödülü kaptı. Fakat verdiğimiz tepki çok garipti. Daha doğrusu nasıl bir tepki vereceğimizi gösteremedik. Sanki ulusça üzerimizde büyük bir sessizlik hakimdi, herkes birbirine bakıyordu... Herkes birbirinden tepki bekliyordu. Sessizliğin ardından yavaş yavaş tepkiler gelmeye başladı ve bu ülkede yaşanan her şey de olduğu gibi gazı alan konu hakkında şiddetli bir şekilde atıp tutmaya başladı... Kimisi, "Şerefsizim ben bunun Nobel'i alacağını "Kar" romanını okuyunca söylemiştim, helal sana Orhan Pamuk" dedi. Kimimizde "Milletini satarak, bir yerlere gelmeye çalışan herifin teki işte! Bu ödülü kabul edemeyiz, hatta bu Türklüğe hakarettir" deyip ödülün verilmesi konusunda mahkemeden "yürütmeyi durdurma kararı" almaya çalıştık. Yani tepkiler bir uçtan diğer uca gittikçe çok farklılıklar gösteriyordu...
Benim kişisel görüşümse Orhan Pamuk bu ödülü haketmiştir ve bunu da edebiyatçı kişiliğiyle bir yazar olarak başarmıştır. Bence bu millet bu zamana kadar bir yerlere gelmiş insanlarını aforoz etmekten, yargısız infaz etmekten, ya da darağacına göndermekten vazgeçmelidir.Yani bir an dahi olsa vazgeçelim şu düşünce kalıplarından:
"Birileri düğmeye bastı."
Emekli General Yaşar Paşaoğlu
"Ülkemizi bölmeye çalışan dış mihrakların oyunu!".
Eski Büyükelçi Zafer Arabulucu
"Türk'ün Türk'ten başka dostu yok!"
Eski istihbaratçı Korkmaz Komploman
"AB'ye girmek Türkiye için tek alternatif olmamalı. Diğer alternatifler değerlendirilmeli. Mesela Şangay 5'lisine altıncı olmalı. Derhal NAFTA'ya katılmalı.. Türk Birliği'ni kurmalı. İslam Birliği'ni oluşturmalı. Güneydoğu Asya Kalkınma Paktı'nın altına imzayı yapıştırmalı."
Uusal Stratejist Noyan Çizer
Cep telefonları kanser yapar mı?
Danimarka'da yaşayan herkes üzerinde bir araştırma yapılmış ve bu araştırmanın sonuçlarının InformationWeek'te yapılan değerlendirmelerine göre bilimadamları, cep telefonu kullanımı ile kanser riski arasında doğrudan bir ilişki olmadığını ortaya çıkarmış.
Bu zamana kadar cep telefonunun kullanımı konusunda yapılan en geniş kapsamlı bu araştırma, "cep telefonları kanser yapıyor" diye bu tür teknolojik gelişmeleri kötüleyen insanlara bir cevap olması açısından önemli. Araştırma 1982 ve 1995 yıllarından beri cep telefonu kullanan insanları da kapsadığından dolayı "cep telefonunun kanser yapma etkileri uzun sürede ortaya çıkar" tezlerini de çürütüyor. Bir de araştırmada incelenen cep telefonu kullanıcılarının sayısının 400 bini geçmesi (357,553 erkek, 62,542 kadın, Danimarka'da yukarıda verilen yıllarda cep telefonu kullananların tümü) sonuçlarının genel geçerliliğini kanıtlayan önemli bir veri. Ha unutmadan bir de bu 400 bin kişinin kansere olan yakınlığı tüm Danimarka nüfusunun kansere olan yakınlığı ile de karşılaştırılmış (5,5 milyon).
Dolayısıyla bu haberi okumak cep telefonu kullanırken tedirgin olan birisi olarak beni çok rahatlattı. Gerçi hemen hemen etrafımızdaki çoğu nesne (güneş, toprak, bina) radyasyon yayıyordu fakat cep telefonları onlara göre çok daha fazla radyasyon yayıyor. Fakat görünen o ki cep telefonlarından çıkan bu radyasyonlar insanın DNA'sına etki edecek güçte değil.
İşin geyik kısmı ise makalenin son kısmında bilimadamının cep telefonunun hiç zararı olup olmadığı konusundaki soruya cevaben "evet var, araba kullanırken cep telefonu kullanmak dikkati dağıtabileceğinden kaza yapma riskini artırır" şeklinde cevap vermesi. Doğru ama herhalde bizi tekrar Türk Telekom'a mahkum etmek isteyenler için yeterli değil!
Jack Welch'ten 9 ÖĞÜT
General Electric'in efsanevi CEO'su Jack Welch'i tanımayan yoktur herhalde. Yani en azından az çok endüstriyle ilgilenen dünyadaki şirketlerin gelişimine meraklı insanlar arasında... CNBC-E Business dergisi Aralık sayısında Jack'in 9 öğütüne yer verilmiş. Burada da bir kopyası olsun istedim.
1) YÖNETİCİ DEĞİL LİDER OLUN: Yöneticiler kafa karıştırır, liderler ise ilham verir. Lider kişi, diğerlerini işlerin nasıl daha iyi yapılabileceğine ilişkin açık bir vizyonla teşvik edebilen kişidir.
2) VİZYONUNUZU AÇIKÇA İFADE EDİN: İyi bir lider, çalışanlarına ne yapacaklarını adım adım gösteren bir el kitabı vermek yerine, yeni fikirlerler onlara yaratıcılık aşılar. Gerçek liderliğin temelinde üstün bir vizyon ve insanları yüksek performans göstermeye teşvik edebilme becerisi vardır.
3) AÇIK VE YALIN OLUN: Açık ve yalın mesajlar hedefe daha hızlı ulaşır, sade tasarımlar pazarda daha hızlı yayılır.
4) GERÇEKLERLE YÜZLEŞİN: Liderlerin yaptıkları hataların çoğu gerçeklerle yüzleşmeye istekli olmamalarından kaynaklanır. Gerçeklerle yüzleşmek genelde hoşa gitmeyen şeyleri söylemek ve yapmak olarak algılanır ama işlerin iyiye gitmesinin tek yolu da budur.
5) DEĞİŞİMİ FIRSAT OLARAK GÖRÜN: Değişim, iş dünyasının en büyük gerçeklerinden biridir. Değişime açık olmak, şirketin bir bölümünde belli bir süre için tam bir karmaşa yaratsa da, güçlü olmak için gereklidir.
6) YENİ FİKİRLERE AÇIK OLUN: Yeni fikirler işletmelerin ihtiyaç duyduğu taze kandır. Bir yerlerde birilerinin mutlaka daha iyi bir fikri vardır. O kişiye ulaşmalı, fikrini öğrenmeli ve hızla eyleme geçirmelisiniz.
7) DEĞERLERE ÖNCELİK VERİN: Rakamlara fazla takılmayın. Rakamlar vizyon değil, nihai ürünlerir. Öncelikle ekip yaratmaya, fikirleri paylaşmaya ve insanlara heyecan aşılamaya odaklanın.
8) İŞ SÜREÇLERİNE HERKESİ DAHİL EDİN: Girişimciliğin anahtarı herkesin zekasından yararlanabilmektir.
9) KÜÇÜK ŞİRKETLER GİBİ DAVRANIN: Küçük şirketler muazzam bir rekabet avantajına sahiptir, çünkü tutkuludurlar ve bürokrasiyle vakit kaybetmezler. Büyük hayaller kurar ve çıtayı yüksek tutarlar.
Felix Dennis'ten Zirve Yolu Haritası
Felix Dennis'i tanımayan yoktur herhalde.. Tamam, tamam Jack Welch kadar ünlü olmayabilir fakat yine de ilginç bir yaşam öyküsü var. CNBC-E Business dergisi aralık sayısında onun da yaşam öyküsüne yer vermiş. İsteyenler benim gibi Felix Dennis hakkında daha fazla şeyi oradan öğrenebilir.
Bana ilginç gelen ise "Nasıl Zengin Olunur" kitabının da yazarı olan bu adamın zirve yolu haritası adı altındaki tavsiyeleri.. Buralarda olması işe yarayabilir.
11.06.2006
İzmir İktisat Kongresi'nden Duyulmamış Maddeler
Geçenlerde Yakup, Atatürk’le ilgili okuduğu Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam adlı kitabının 3. Cildinden birkaç sayfayı benimle paylaştı. Valla İzmir İktisat Kongresi’nde alınan bu kararları daha önce hiçbir yerde duymamıştım. Bazı maddeler hakikaten günümüzde çok garip karşılanacak cinsten. Kaldı ki yazarın kendisi de bu duruma temaşe ediyor. Üşenmeyip buraya da yazdım. Doğruluğunu merak edenler aynı kitabın 346-347 (1985, 8.Basım, Remzi Kitabevi) sayfalarına bakabilirler.
...Misak-i Milli gibi, bir de Misak-i İktisadi kabul edildi. Bu Misak-ı İktisadi, bir iş ve inşa siyasetinin ana hatları olmaktan ziyade, devrin havasına uyan bazı saf heyecan belirtilerinden ve temennilerinden ibaret kaldı. Mesela madde 6’dan şu satırları alalım:
“Hırsızlık, yalancılık, riya (iki yüzlülük) ve tembellik en büyük düşmanımızdır. Taassuptan uzak dindarane bir salabet (dini inanca dayanan bir ahlak sağlamlığı) her şeyde esasımızdır.
Türkler irfan ve marifet aşığıdır. Maarife verdiği kutsiyet dolayısıyla, Mevlüd-u Şerif (Peygamberin doğum günü), kandil gününü, aynı zamanda bir kitap günü olarak kutlarlar.
Türk açık alınla serbestçe çalışmayı sever.
Türkler, hangi sınıf ve mesleklerde olurlarsa olsunlar candan sevişirler.
Türk kadını ve hocası, çocuklarını iktisadi misaka göre yetiştirir.”
Yine aynı kitabın dipnot kısmındaki satırlara ilan verelim:
Kongrenin beyannamesini teşkil eden İktisadi Misak’ın 6. Maddesini vermiştik. Daha bazı maddeler verelim:
Madde 1 – Türkiye, milli hudutları içinde lekesiz bir istiklal ile, dünyanın sulh ve terakki unsurlarından biridir.
Madde 2 – Türkiye halkı milli hakimiyetini kanı ve canı bahasına elde ettiğinden bunu hiçbir şeye feda etmez. Meclis ve hükümetine zahirdir.
Madde 3 – Türkiye halkı tahribat yapmaz. İmar eder. Bütn mesai, iktisaden memleketi yükseltmek gayesine matuftur.
Madde 4 – Türkiye halkı sarfettiği eşyayı mümkün olduğu kadar kendisi yetiştirir. Çok çalışır. Vakitte, servette ve ithalatta israftan kaçar. Milli istihsali temin için icabında geceli gündüzlü çalışır.
Madde 5 – Türkiye halkı ormanlarını evladı gibi sever. Madenlerini kendi milli isthisali için işletir.
Madde 9 – Türk, ecnebi sermayesine aleyhtar değildir.
Madde 10 – Türkler candan sevişirler.
7. Madde, dini günlerin kitap günü olacağı, 8. Madde, güneşi, temizliği, avcılığı sevmek hakkındadır.