Az önce Yakup'un tavsiyesine uyup Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almadan önce yaptığı konuşmanın metnini okudum. Orhan Pamuk, bu konuşmaya "Babamın Bavulu" adını vermiş.
Yazılanları okuyunca Orhan Pamuk hakkında sahip olduğum bazı önyargıları tekrardan sorgulama ihtiyacı hissettim. Özellikle ödülü alacağı açıklanınca yaşanan tartışmaların temelinde ödülün Orhan Pamuk'a siyasi nedenlerden dolayı mı yoksa edebi başarısından dolayı verildiği sorusu vardı. Ki hala daha bunlar tartışılmaya devam ediyor...
Aslında bu yazıyı okuyunca bu sorunun cevabına da ulaşıyorsunuz. En azından ben ulaştım. Bu noktada çıkardığım sonuç şu: Evet Orhan Pamuk romanlarında Türkiye'yi, İstanbul'u daha doğrusu bizi anlatmıştır. Kendisi de yazıda ifade ettiği gibi bunları anlatırken de olaylara olan bakış açısını, yorumlarını, kızgınlıklarını, tepkilerini ortaya koymuştur. Sonuçta Orhan Pamuk'a ödülü kazandıran onca şey arasında bizi anlatırken siyaset yapması da vardır. Fakat bunu yaparken de çok başarılı bir edebi uslub tutturmasıdır. Daha fazla konuşma hakkında yazmak yerine sizi bu yazıyı okumayı tavsiye ediyorum. Bu arada emin olun içinde Türkiye'nin siyaset gündemi ile alakalı hiçbir şey yok. O yüzden tedirgin ulusalcıların içi rahat olabilir.
Bu millet yıllarca "Neden bizim Nobel ödülü sahibi bir bilimadamımız, bir edebiyatçımız yok?" diye bu ödülün hasretini çekti. Ve de bu ödülü alacak ilk Türk'ün ne kadar şanşlı olduğunu düşündü. Ve de herkesin bayram yapacağı, sonunda "Türkün gücünü dünyaya gösterdi" diyeceğimiz bu günü iple çektik durduk.
Neyse bir Türk çıktı ve aslanlar gibi ödülü kaptı. Fakat verdiğimiz tepki çok garipti. Daha doğrusu nasıl bir tepki vereceğimizi gösteremedik. Sanki ulusça üzerimizde büyük bir sessizlik hakimdi, herkes birbirine bakıyordu... Herkes birbirinden tepki bekliyordu. Sessizliğin ardından yavaş yavaş tepkiler gelmeye başladı ve bu ülkede yaşanan her şey de olduğu gibi gazı alan konu hakkında şiddetli bir şekilde atıp tutmaya başladı... Kimisi, "Şerefsizim ben bunun Nobel'i alacağını "Kar" romanını okuyunca söylemiştim, helal sana Orhan Pamuk" dedi. Kimimizde "Milletini satarak, bir yerlere gelmeye çalışan herifin teki işte! Bu ödülü kabul edemeyiz, hatta bu Türklüğe hakarettir" deyip ödülün verilmesi konusunda mahkemeden "yürütmeyi durdurma kararı" almaya çalıştık. Yani tepkiler bir uçtan diğer uca gittikçe çok farklılıklar gösteriyordu...
Benim kişisel görüşümse Orhan Pamuk bu ödülü haketmiştir ve bunu da edebiyatçı kişiliğiyle bir yazar olarak başarmıştır. Bence bu millet bu zamana kadar bir yerlere gelmiş insanlarını aforoz etmekten, yargısız infaz etmekten, ya da darağacına göndermekten vazgeçmelidir.Yani bir an dahi olsa vazgeçelim şu düşünce kalıplarından:
"Birileri düğmeye bastı."
Emekli General Yaşar Paşaoğlu
"Ülkemizi bölmeye çalışan dış mihrakların oyunu!".
Eski Büyükelçi Zafer Arabulucu
"Türk'ün Türk'ten başka dostu yok!"
Eski istihbaratçı Korkmaz Komploman
"AB'ye girmek Türkiye için tek alternatif olmamalı. Diğer alternatifler değerlendirilmeli. Mesela Şangay 5'lisine altıncı olmalı. Derhal NAFTA'ya katılmalı.. Türk Birliği'ni kurmalı. İslam Birliği'ni oluşturmalı. Güneydoğu Asya Kalkınma Paktı'nın altına imzayı yapıştırmalı."
Uusal Stratejist Noyan Çizer