Harika bir serinin harika bir kitabı daha. Özellikle farklı düşünme konusunda Freakonomics bana çok katkı sağlamıştır. Podcastlerini de tavsiye ederim. Ekonomi ön planda ama adamlar hemen her konuda çok faydalı şeyler paylaşıyorlar.
12.01.2023
Think Like a Freak - Levitt & Dubner
Harika bir serinin harika bir kitabı daha. Özellikle farklı düşünme konusunda Freakonomics bana çok katkı sağlamıştır. Podcastlerini de tavsiye ederim. Ekonomi ön planda ama adamlar hemen her konuda çok faydalı şeyler paylaşıyorlar.
The Inevitable - Kevin Kelly
Although Kevin Kelly is an important figure in the tech world, I did not like his projections about the future. The reason for this is that he is just a reporter and only thing he can do is to mix the current technologies with other technologies. Hundreds of years ago people projected the planes, but they drew carts with bird wings. But we all know what a plane looks like today. The real projector of the future is just an entrepreneur that wants to make an idea to become reality. And most of the successful ones are not the ones that mash wings with the carts but the ones that have ideas that are so outrageous that most of the others laugh at them at first.
Tesla'nın Gizli Makinesi - Rob Dircks
Bazi plot aciklari olsa da eglenceli bir kitap. Star Wars, Yuzuklerin Efendisi, Otostopcunun Galaksi Rehberi vs. cok sey uyarlanmis.
Felsefenin Kısa Tarihi - Nigel Warburton
Neredeyse 1 hafta gibi kısa bir sürede okudum. Gerçekten felsefi konulara başlamak isteyenler için başucu niteliğinde. İçeride her felsefecinin önemli eseri vurgulanmış. Onlarla felsefi yolculuk devam ettirilebilir.
Kanadı Kırık Kuşlar - Ayşe Kulin
Gereksiz bir kitap olmuş. Zaten aldığım kitapların yanında bedava gelince yazın roman okumayı sevdiğim için okudum. Kitapları yarıda bırakmayı sevmediğim için sonuna kadar zor getirdim. Aceleye getirilmiş gibi.
Nasıl Ölünür - Emile Zola
Çok sıradan 5 farklı öykü. Fransız realizmi bu olsa gerek. Bu vesileyle benim aklıma başka bir şey geldi. Gittiğim cenazeleri hatırlıyorum da ben genelde yakınlara baş sağlığı dileyip bir kenara çekilir, mevta ve ölümü düşünürüm. Fakat bence millet olarak cenaze adabımız pek yok. Birini bana oğlunun CVsinin durumunu sorduğunu hatırlıyorum, bir başkasının da kentsel dönüşümdeki evinin elektrik işlerini sorması gibi. Yahu bu tür meselelerin konuşulması gereken yer burası mı? Bence cenazelerde konuşmanın yasaklanması görgü kuralı olmalı. Ya, işte baş sağlığı dileyip geç kenara. Mevtayla geçirdiğin zamanı an, namazını kıl, sonra defin sırasında bir kaç kürek toprak da sen at. Yahu dünya meseleleri hiç bitmez. Bari şurada 1-2 saat o kaçınılmaz sonu düşün.
11.30.2023
Yerelden Globale - Hamdi Topçu
yerelden globale diye bir memoir yazmış thy eski yönetim kurulu başkanı. yolum thy'den de geçtiği için kitabı alıp okudum. bazı insanları iyi gömmüş bir yandan da kitapta yazabildiklerini görünce mert adammış diye takdir ettim.
- belki yüzlerce memoir okumuşumdur içlerinde en kötülerinden biri olabilir ama yine de kitap kendini okutturuyor diyebilirim. kitaptan anladığım kadarıyla orta alt sınıf bir aileden gelip doğru zamanda doğru insanlarla kurmuş olduğu ahbaplıklar sayesinde -reis yükseldikçe- bir yerlere gelebilmiş bir insan.
- fakat yine de beginner's attitude diyebileceğimiz gayretli bir karakteri var. yani öyle merak ve öğrenme isteğiyle birlikte içine düştüğü havacılık sektöründe bir şirketi bir yerlerdeyken alıp daha yüksek bir yerlerde bırak-tırıl-mış bir insan.
- aslında thy'nin yükselişine baktığımızda coğrafya kaderdir sözünü hatırlamak lazım. uluslararası yolcu trafiğinin yüzde 60'ı üstünüzden geçiyorsa şöyle ortalama bir gayretle havayolu şirketi bu seviyelerine getirilebilir.
- şah oğluna tahtını değil bahtını bırakırmış derler ya thy'de doğru zamanda doğru yerde bulunmuş. küresel krizden çıkış için fed trilyonları piyasaya basınca thy'ye de güzel bir ortam sundu. bu paraların önemli bir kısmı da uçakların finansmanı için harcandı. bu sermayeler ucuz kiralama seçenekleriyle thy'nin uçak finansmanını rahatlattı. -hatta şu anda bile o zamanlarda oturtulan bu finansman yapısı kullanılmaya devam ediliyor- tabii hamdi topçu ve ekibi doğru uçaklar seçip doğru destinasyonlar belirleyerek bu rüzgardan sonuna kadar yararlandı. tabii fed amcamız paraları biraz kesmeye başlayınca global ekonominin kanaryası olan ülkemiz hemen s-o-s vermeye başladı. kendisi bunun biraz öncesinde görevinden ayrıldığı için zirvede bıraktı diyebiliriz. aslında yönetimden kestirilmesine üzülmüş ama zaten ondan sonra da ülke de thy de eski günlerini arar oldu. bu açıdan biraz da olumlu bakması lazım.
- zaten de ülkenin de sorunu bu. tayyip ve çevresindeki kadro pek yetkin olmamakla beraber "lan bu milletten bir adam olmaz" deyip kendini kültüre, sanata ve biraz da rakıya gömen nispeten daha yetkin bir sınıfa göre din, millet ve hizmet sloganıyla çok daha iyi işler yaptı bu dönemde. ama bu kafa ülkeyi düşük gelir düzeyinden orta gelir düzeyine çıkarabiliyor işte. gelişmiş ülke düzeyine çıkaracak kafa maalesef bu kadroda yoktu. işte reis de bunu başaramayacağını anlayınca içine kapanıp hamaset ve retorik yapmaya başladı. hamdi topçu da dışarıda kalmış oldu.
- kitapta çok güzel geyikler de olduğunu belirtmem lazım. "temel bir gün thy'ye genel müdür olmuş" fıkrasını okuduğumda gülmekten yerlere yattım. biraz da acınacak halimize güldüm. ulan bir şirketin yönetim kurulu başkanı ile genel müdürü arasında bu kadar uyumsuzluk varsa neden kimse müdahale etmemiş. e şirket nasıl hala daha büyüyebilmiş. işte burada jeostratejik ve ekonomik koşullar o kadar thy'nin lehine ki bir şekilde durum idare edilmiş. demek ki bunlar olmasa belki de bir thy daha büyüyebilirdi.
- işte burada da en büyük sorunumuz kendini belli ediyor. şirketin yönetim kurulu başkanı reisin adamı, öbürü abdullah gül'ün adamı diğerini ulaştırma bakanı seviyor, vs. vs. yahu o kadar memoir okudum hiçbirinde böyle şeyler anlatılmıyor. yönetim kurulunun rolü belli, ceo'nun rolü belli. türkiye'de bu standartlar olmayınca yönetim kurulu başkanı sağından çekiyor öbürü solundan çekiyor ama işte allah'ın lütfü olsa gerek bir şekilde bir yerlere doğru gidiyor işte gemi.
-parça parça anektodlar vermek yerine çeşitli başlıklar altında hem olayları anlatılıp hem de okuyucuyu için güzel kritikler yapılabilirmiş. bir de anlamsız bir sürü thy çalışanı geçiyor. bu haliyle sanki toplu bir teşekkür mektubu gibi. sen şurada şunu yapmıştın bak unutmadım der gibi. ama bir memoir'da bu kadar detaya girilmesine gerek yok.
- kitapta hamdi topçu'nun kendisiyle ilgili hiçbir özeleştirisini göremedim. biraz da şunu şöyle yapmalıydım vs. diye bir şey bekliyorsunuz. yapılan eleştiriler hep benden sonra bu projem devam ettirilmedi şeklinde. bu da aslında karakteri konusunda ipuçları veriyor. yani yanlışlarına değil doğrularına odaklanıyor. zaten şu hayatta yanlışlarınıza odaklanmazsanız bunlar arkanızda öyle bir dağ gibi olur ki. sonradan insanlar sizi bu dağdan görememeye başlıyor.
- muhtemelen de bu özgüven ve örtülü kibir şirketteki diğer paydaşları sinirlendirdi ve bunlar ufaktan ufağa reise işpiklendi ki en sonunda o da aksiyon almak zorunda kaldı. eğer yönetim kurulu başkanlığından alınması hamdi topçu'nun anlattığı gibiyse reis ayıp etmiş dedim. en azından yüz yüze bir görüşmeyi hak etmiş.
- kitabın ileriki versiyonlarında bence metrikler paylaşılırken 2003-2009 ve 2010-2015 ayrı ayrı karşılaştırılabilir. hani enkaz devraldık derler ya hakikaten 2003'te deprem görmüş, kafalara anayasaların fırlatıldığı bir türkiye'yle kıyaslama yapmak çok doğru olmaz. candan karlıtekin'in ykb olduğu dönemlerdeki metrikler sanki kendi metrikleriymiş gibi sunulmuş.
- kendisiyle ilgili kitabı okuduktan ve şuradaki videoyu da izledikten sonra -45.dakikayı özellikle seçtim çünkü üstü kapalı şu anki reisizm ile ilgili güzel tespitler var- son düşüncem evet belki cv olarak iyi bir geçmişe sahip değil -bu arada yeni ykb ilker aycı için "kapak süper ama içerik zayıf" benzetmesi yapması da bombaydı-ama en azından bunun farkına varıp gayret ve çevresiyle iyi şeyler başarmış diyebiliriz.
edit|: yaziyla ilgili baya donusler olunca hamdi topcunun da bu yaziyi okuyabilecegi ya da ekibinden birilerinin ona gosterebilecegi aklima geldi. kitapta bir kisimda turkiyedeki ekmeklerin kalitesinin bozuldugundan bahsediyordu. genelde ecnebilerde emekli olan ceo ya da ykbler boyle bir sosyal sorumluluk projelerine basliyorlar. kendisi de aileden gelen yillarin birikimiyle bu konuda bir sosyal sorumluluk projesi yapabilir. ozellikle son yillarda ekmekle ilgili cok sikayetler var. bununla ilgili kendisi ozellikle bir calisma baslatabilir. her ne kadar ekmege gelen zamdan sonra tuık ekmegin sepetteki payini azaltmis olsa da bu fakirlikte ekmek yine turk halkinin diyetinin onemli bir parcasi oldu. bu konuda hakiki ve besleyici turk ekmegi uretme konusunda kamuda bir hareket baslatabilir.
Vakıf Serisi - Asimov
Normalde İngilizce kurgu kitabı okumaya çekinirim ama bunu İngilizce okudum. İyi de yapmışım çünkü vakıf kelimesi bile foundation kavramının kitaptaki yerini karşılamaya yetmiyor. Gerçekten herkesin okuması gereken bir bilimkurgu klasiği. Bu arada Star Wars'ın da bu kitaptan hayli etkilendiğini düşünmeye başladım. Demek ki neymiş, bütün hikayeler diğer hikayelerden çalıntıymış.
Tanrım Beni Görünür Kıl - Nilüfer Önder
cok kitap okuyan birisi olarak lan neden ben de bir kitap yazmiyorum ki dedim kendi kendime. sonra da dur ortalama bir insan nasil bir kitap yaziyor diye tesaduf eseri bu kitabi buldum ve okumaya basladim.
kitaba gelince biraz fazlaca uzun. ılk plot twistin olmasi icin bir 120 sayfa okumak gerekiyor. bazi karakterler ise niye kitapta var diye sorguladim. mesela grek? adam geziyor sadece ortalikta. bir yan karakter bir kitapta varsa bu ana karakterlerle arasindaki iliski icindir ve main plota yapacaklara katki icin varlardir. aslinda tilet ve nadine de biraz gereksiz oldu diyordum ama en azindan onlar jordan ve karinin hayatlarina bir sekilde dokunuyorlar.
onun disinda bazi plotholelar, factual errorslar olsa da gercekten bekledigimden cok daha iyi bir roman cikti acikcasi. kitabin cogunda lan acaba bu yazara psikologu basindan gecen kotu bir iliskinin terapisi icin bir seyler yazmasini tavsiye etti de o da bunu mu yazmis acaba hissine kapildim. kitabin ana karakteri jordanin yazarin kendi basindan gecen olaylari yasadigi bariz. hos yazar bu da fark edilmesin diye ana karakteri erkek yapmis -yazar kadin-. ama ben yine de iyi yazdigini dusundum. yani uslup duzgun, tasvirler ve diyaloglar yerli yerinde.
son 30 sayfadaki plot twist de artik tum populer turk roman yazarlarindan tanidigimiz okuyucuya son bir sok yasatip romani kurtarmanin bilinen yolu.
simdi usenmeyip butun bunlari niye yazdim? aslinda gelmek istedigim nokta su: bu yazar bence bir zulfu livaneli, bir elif safak, bir ayse kulin ayarinda bir roman yazmis. yani demek ki hayat akisinda biraz sansi yaver gitse su anda her sene roman yazan populer bir yazar olabilirmis. yani demek istedigim bir yerden sonra woody allenin da dedigi gibi basari yuzde seksen dogru zamanda dogru yerde gorunmekle alakali.
sonuc olarak benzer kitaplarla yasadigim tecrubelerden dolayi beklentilerimin iyice dustugu bir alanda beni sasirtan bir roman oldu. yazarin biraz sansinin yaver gitmemesine uzuldum dogrusu. yani 2015te yayinlammis ve baskisi da yenilenmemis. yazarin baska kitabi da yok epey sene gecmesine ragmen :(









