11.30.2023

Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley

 


Orijinalini okudum. Bu kitabı okumadan önce öyle övgüler duydum ki tabi yine beklentilerimin boşa çıkmasıyla karşı karşıya kaldım. Yine de bazı sıradışı şeyler yok değil.
Bence bu tarz kitaplar şöyle hype oluyor: Şimdi okuyunca insanlar pek ısınamıyor ama bakıyor etrafına herkes övüyor. O da kitabı anlamayan mankafa durumuna düşmemek için "vay, çok iyi, kesin tavsiye ederim" diyor. Olaylar gelişiyor. Ama bazen kral çıplak da diyebilmek lazım.


Tanrısız Gençlik - Ödön von Horvath

olağanüstü bir novella. bu zamana kadar az duyulmasına şaşırdım. Sanıldığı gibi ateist propagandası yapmıyor. Meseleye çok insani bir açıdan bakıyor.

Şeytanın Çırağı - Şiro Hamao

İlk defa Japon öyküsü okuyunca Japonlara karşı olan tırsmamı daha da artırmış olan 2 öyküyü içeren kitap. Zaten bu Japonları gerek tarih boyunca yaptıkları gerekse de 2. dünya savaşındaki tutumlarından dolayı biraz tekinsiz bulurdum. Cinayet öykülerindeki sapkınlıklar bunun tuz biberi oldu.

Rifkin's Festival

tipik bir woody allen filmi. beni de en cok etkileyen kisim filmin baslarinda adamin karisiyla yaptigi diyalogda gecen “politik olarak da ideal olan bir dunyada yasasak bile hala daha ciddi sorularimiz olurdu” minvalindeki aciklamalarla gunumuzde politik meselelere yapilan gecicilik vurgusuydu. asil olan varolussal sorular, butun bunlarin anlami var mi, daha fazlasi var mi gibi seyler.


filmin sonunda da aslinda bu sorunun cevabinin olumsuz oldugunu goruyoruz. yani hayat herkes icin anlamsiz. ama bu da onun bos oldugu anlamina gelmez. git bir iste calis, asik ol, evlen vs. icini doldur.


hos bir filmdi dogrusu. woody allenin hayatin anlamini bulamamasi da bu konuyla ilgili onlarca film cekip, kitaplar yazan birisi olarak 85 yasinda da geldigi nokta itibariyle ne bileyim biraz trajikomik olmus. yani siz de bu konuya oyle kafa yormayin bunca sene sonra geldigim nokta bu, takilin, gidin hayatinizi yasayin iste der gibi olmus.

 

Sisifos Söyleni - Albert Camus


Bazı yerlerinden bir şey anlamadım ama sanırım bu da bu dünyanın absürtlüğünün bir sonucu. Bu yüzden mesajını doğru anlamışım dedirten kitap.

Siyah Lale - Alexandre Dumas


Bana böyle romanlarla gelin sayın bayım. İçinde, tarih, siyaset, aşk, ihtiras ve mutlu son olacak. Ve bütün bunları da maksimum 200 sayfa civarlarında başaracak.

1Q84 - Haruki Murakami



Bana böyle romanlarla gelin dedirten eser. Okuyucuyu sıkmayan, sürükleyici, kendinizden de bir şeyler bulduğunuz, öğretici, yazarın düşüncelerini kusmadığı bunun yerine belli bir üslubu olan, diyalogların nerede başladığı ve nerede bittiği belli olan, bu lafı kim söylüyor simdi dedirtmeyen, vb.

Gerçekten bayıldım, hiç ara vermeden 2. kitaba geçtim. Maalesef bu özen ve titizlik bizde bir tek Orhan Pamuk'ta var. O da zaten bu sayede dünyada hak ettiği ilgiyi görüyor.

İki haftada 2. ve 3. kitap da bitti. bence 10 numara 5 yıldız bir roman. bence herhangi bir kisi roman yazmaya kalkmadan önce bu isler nasıl olmalı diye bunu referans almalı. tamam, tekrarlar fazla ama her tekrarda konunun farklı bir boyutu da anlatılıyor. bu kural kutsal kitaplarda bile vardır. oralarda da ayni hikaye farklı kişilerin ağzından ya da farklı bir boyuttan tekrar tekrar anlatılır. bu kuralı bilen bir adamın bunu eserine yansıttığı kutsal kitap gibi bir roman. zaten kitaptaki mistik ögelerden de yazarın bunu kasıtlı yaptığını anlıyorsunuz. yani sakin olun ve okumaya devam edin efendim.


 

Tutunamayanlar - Oğuz Atay




Sırf Tutunamayanlar'a tutunamayan olmamak için sonuna kadar okuduğum kitap. İki ayımı aldı. Senin yazacağın kitabı seveyim, Olriç! 60lı yıllarda proletaryayı küçümseyen küçük burjuva hezeyanları.

 

Mustafa Öztürk



tefsirinin ilk cildini okudugum kisi.


kuran okunulacak kitap degildir. simdi bu ifadeyle istenmeyen adam ilan edilebilirim ama aslinda demek istedigim kuran en basinda okunmak icin tasarlanan bir kitap degildir. zaten gelisen olaylar sirasinda peygambere soylenen sozler gibi duruyor. hal boyle olunca da bastan sona okuyunca cogu yerde konu butunlugu olmadigi gibi gorulur. ama kuran dinlenirse -ki dinlerken anlamini da takip etmek lazim- o zaman gerek muzigi andiran tinisiyla gerekse de kelimelerin ve cumlelerin yaptigi muthis kafiye ve edebi ifadeler bazen cok buyuleyici oluyor. yoksa bizdeki gibi uzun hava modunda okumalarinsa nasilsa anlamadigimiz icin o bastaki duyguyu vermek icin bilerek yapildigini dusunuyorum. bizim millet nasil olsa kolay huzunleniyor biz de anlamini bilince dinleyiciyi soktugu o duygusal moda onlari huzunlendirerek verelim diye dusunmus atalarimiz.


ıste bu ayrimi en iyi yapan insanlarin basinda mustafa ozturk geliyor. texti contextten bagimsiz okuyunca tuhaf gelen seyleri contexti ogrenince kafanizda daha iyi oturtmaya basliyorsunuz. bu acidan kurana merakliysaniz once mealini okuyun sonra da bu tefsirlerine bakabilirsiniz.


ama kitapta yer yer ozensizlikler de yok degil. bazi yerlerde kapanmayan parantezler, kelime hatalari vb. bir de bazi yerlerde latin harfleriyle arapca okunuslar verilmis ama bazi yerlerde sadece arap harfleriyle gecinilmis. burada neye gore farkli davranmis bir turlu cozemedim.


bir de bu din konusu cok tehlikeli ve insan bilmeyince cok sacma seylere inanabiliyor. mesela zeytin ve incir kuranda gectigi icin kutsal saniliyor ama aslinda zeytin ve tin (incir) kafiye olsun diye kullanilmis. bir de “oku”yla baslayan kitabin okumayan ummetleri oldugumuz geyigi. tefsirden anlasiliyor ki kuranin zaten ilk indirilen ayetleri fatiha suresi. bir de oradaki oku ingilizce tefsirlerde “read” degil de “recite” kelimesiyle kullanilmasiyla alakali. yani bana istiklal marsini oku ya da bir gulu sevdimi oku deyince akliniza gelen sey gibi dusunun.

 

Martı Jonathan Livingston - Richard Bach

 


Bence bu hikayeyi ortaokul çağına gelmiş her gence okutacaksın. Dünya bambaşka bir yer olurdu. Benimki gibi yaşlarda artık çok geç diyorsunuz.