11.30.2023

Tutunamayanlar - Oğuz Atay




Sırf Tutunamayanlar'a tutunamayan olmamak için sonuna kadar okuduğum kitap. İki ayımı aldı. Senin yazacağın kitabı seveyim, Olriç! 60lı yıllarda proletaryayı küçümseyen küçük burjuva hezeyanları.

 

Mustafa Öztürk



tefsirinin ilk cildini okudugum kisi.


kuran okunulacak kitap degildir. simdi bu ifadeyle istenmeyen adam ilan edilebilirim ama aslinda demek istedigim kuran en basinda okunmak icin tasarlanan bir kitap degildir. zaten gelisen olaylar sirasinda peygambere soylenen sozler gibi duruyor. hal boyle olunca da bastan sona okuyunca cogu yerde konu butunlugu olmadigi gibi gorulur. ama kuran dinlenirse -ki dinlerken anlamini da takip etmek lazim- o zaman gerek muzigi andiran tinisiyla gerekse de kelimelerin ve cumlelerin yaptigi muthis kafiye ve edebi ifadeler bazen cok buyuleyici oluyor. yoksa bizdeki gibi uzun hava modunda okumalarinsa nasilsa anlamadigimiz icin o bastaki duyguyu vermek icin bilerek yapildigini dusunuyorum. bizim millet nasil olsa kolay huzunleniyor biz de anlamini bilince dinleyiciyi soktugu o duygusal moda onlari huzunlendirerek verelim diye dusunmus atalarimiz.


ıste bu ayrimi en iyi yapan insanlarin basinda mustafa ozturk geliyor. texti contextten bagimsiz okuyunca tuhaf gelen seyleri contexti ogrenince kafanizda daha iyi oturtmaya basliyorsunuz. bu acidan kurana merakliysaniz once mealini okuyun sonra da bu tefsirlerine bakabilirsiniz.


ama kitapta yer yer ozensizlikler de yok degil. bazi yerlerde kapanmayan parantezler, kelime hatalari vb. bir de bazi yerlerde latin harfleriyle arapca okunuslar verilmis ama bazi yerlerde sadece arap harfleriyle gecinilmis. burada neye gore farkli davranmis bir turlu cozemedim.


bir de bu din konusu cok tehlikeli ve insan bilmeyince cok sacma seylere inanabiliyor. mesela zeytin ve incir kuranda gectigi icin kutsal saniliyor ama aslinda zeytin ve tin (incir) kafiye olsun diye kullanilmis. bir de “oku”yla baslayan kitabin okumayan ummetleri oldugumuz geyigi. tefsirden anlasiliyor ki kuranin zaten ilk indirilen ayetleri fatiha suresi. bir de oradaki oku ingilizce tefsirlerde “read” degil de “recite” kelimesiyle kullanilmasiyla alakali. yani bana istiklal marsini oku ya da bir gulu sevdimi oku deyince akliniza gelen sey gibi dusunun.

 

Martı Jonathan Livingston - Richard Bach

 


Bence bu hikayeyi ortaokul çağına gelmiş her gence okutacaksın. Dünya bambaşka bir yer olurdu. Benimki gibi yaşlarda artık çok geç diyorsunuz.

Kiraz Çiçekleri - Yasunari Kawabata


Kyoto'nun o bol çiçekli yollarında küçükken evlatlık verilen bir kızın sıradışı hikayesini okurken Kyotoluların o festivallerle dolu günlerine gideceğiniz bu hayalimsi romanda okurken kah gülecek kah gözleriniz yaşaracak ama en nihayetinde "what da fuq did i just read" diyeceksiniz.

Manzaradan Parçalar - Orhan Pamuk



Daha kimsenin tanımadığı bir yazarken endişeye kapılınca Paris Review'de Faulkner, Sartre, Borges'in çektiği sıkıntıları okuyarak teselli buluyormuş. Kitabın son yazısı çaaattt Orhan Pamuk'un Paris Review röportajı.

 

Babamın Bavulu - Orhan Pamuk

 



Orhan Pamuk'un en ince kitabı. Arada Orhan Pamuk ilacımı almam lazım kardeş. Şu kitaptaki fikirleri okuyup da beğenmeyen adam da ne bileyim değişinktir.

Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk




Roman konusunda en yetkili Türk'ün yazdığı roman nasıl yazılır kitabı. 
"Sanattan söz etmeden önce, insan bir sanat eseri yaratmaya çalışmalıdır." Niçe.



 

Sevme Sanatı - Eric Fromm


Özet: Eğer insanın yaşama deneyimi derin, kişiliği sınırsız ise sevgi sürer. Fakat insanların çoğu boş olduğu için, başkalarının kişiliklerini kendi kişiliği gibi kısa zamanda tanır ve tüketir.
 

The Spinoza Problem - Irvin Yalom



Orijinal ingilizcesini okudum. Bir romanda aradığımız her şey var: tarih, felsefe, psikoloji, savaş, aşk üçgeni, kurgu. bu yazarın diğer iki kitabını da kesin okurum herhalde.
bu noktada benim Spinoza problemime de dikkat çekmek isterim. şimdi Etik'i yarısına kadar okumuş bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki kitabın tüm kurgusu totolojik. Gıdım gıdım sunulan aksiyom ve sonuçlarla kafanız bulandırılıp sonunda zokayı yutuyormuş gibi hissediyorsunuz. Tam bir dejenere Yahudi kurnazlığı.

Şaka bir yana seviyoruz Spinoza'yı. Bu kitapla aydınlanma tarihi açısından neden önemli biri olduğunu çok iyi kavrıyorsunuz. Yani 1600'li yıllarda böyle şeyleri söylemeye cesaret etmek. İsmi de çok tatlı ya. Aklıma direkt İspinoz kuşları geliyor.

 

Niçe Ağladığında - Irvin Yalom

 


Niçe'ye böyle davranan zaman sana bana neler yapmaz ki! Niçe'nin ağladığı kısımda ben de ağladım demek isterdim ama ben ağlayamam gözlerim dolar.

Tanrı ölmedi ya çok iddialı. Ama kurumsal dinler ölse hiç de fena olmaz.