11.30.2023

Yerelden Globale - Hamdi Topçu

yerelden globale diye bir memoir yazmış thy eski yönetim kurulu başkanı. yolum thy'den de geçtiği için kitabı alıp okudum. bazı insanları iyi gömmüş bir yandan da kitapta yazabildiklerini görünce mert adammış diye takdir ettim.


- belki yüzlerce memoir okumuşumdur içlerinde en kötülerinden biri olabilir ama yine de kitap kendini okutturuyor diyebilirim. kitaptan anladığım kadarıyla orta alt sınıf bir aileden gelip doğru zamanda doğru insanlarla kurmuş olduğu ahbaplıklar sayesinde -reis yükseldikçe- bir yerlere gelebilmiş bir insan.


- fakat yine de beginner's attitude diyebileceğimiz gayretli bir karakteri var. yani öyle merak ve öğrenme isteğiyle birlikte içine düştüğü havacılık sektöründe bir şirketi bir yerlerdeyken alıp daha yüksek bir yerlerde bırak-tırıl-mış bir insan.


- aslında thy'nin yükselişine baktığımızda coğrafya kaderdir sözünü hatırlamak lazım. uluslararası yolcu trafiğinin yüzde 60'ı üstünüzden geçiyorsa şöyle ortalama bir gayretle havayolu şirketi bu seviyelerine getirilebilir.


- şah oğluna tahtını değil bahtını bırakırmış derler ya thy'de doğru zamanda doğru yerde bulunmuş. küresel krizden çıkış için fed trilyonları piyasaya basınca thy'ye de güzel bir ortam sundu. bu paraların önemli bir kısmı da uçakların finansmanı için harcandı. bu sermayeler ucuz kiralama seçenekleriyle thy'nin uçak finansmanını rahatlattı. -hatta şu anda bile o zamanlarda oturtulan bu finansman yapısı kullanılmaya devam ediliyor- tabii hamdi topçu ve ekibi doğru uçaklar seçip doğru destinasyonlar belirleyerek bu rüzgardan sonuna kadar yararlandı. tabii fed amcamız paraları biraz kesmeye başlayınca global ekonominin kanaryası olan ülkemiz hemen s-o-s vermeye başladı. kendisi bunun biraz öncesinde görevinden ayrıldığı için zirvede bıraktı diyebiliriz. aslında yönetimden kestirilmesine üzülmüş ama zaten ondan sonra da ülke de thy de eski günlerini arar oldu. bu açıdan biraz da olumlu bakması lazım.


- zaten de ülkenin de sorunu bu. tayyip ve çevresindeki kadro pek yetkin olmamakla beraber "lan bu milletten bir adam olmaz" deyip kendini kültüre, sanata ve biraz da rakıya gömen nispeten daha yetkin bir sınıfa göre din, millet ve hizmet sloganıyla çok daha iyi işler yaptı bu dönemde. ama bu kafa ülkeyi düşük gelir düzeyinden orta gelir düzeyine çıkarabiliyor işte. gelişmiş ülke düzeyine çıkaracak kafa maalesef bu kadroda yoktu. işte reis de bunu başaramayacağını anlayınca içine kapanıp hamaset ve retorik yapmaya başladı. hamdi topçu da dışarıda kalmış oldu.


- kitapta çok güzel geyikler de olduğunu belirtmem lazım. "temel bir gün thy'ye genel müdür olmuş" fıkrasını okuduğumda gülmekten yerlere yattım. biraz da acınacak halimize güldüm. ulan bir şirketin yönetim kurulu başkanı ile genel müdürü arasında bu kadar uyumsuzluk varsa neden kimse müdahale etmemiş. e şirket nasıl hala daha büyüyebilmiş. işte burada jeostratejik ve ekonomik koşullar o kadar thy'nin lehine ki bir şekilde durum idare edilmiş. demek ki bunlar olmasa belki de bir thy daha büyüyebilirdi.


- işte burada da en büyük sorunumuz kendini belli ediyor. şirketin yönetim kurulu başkanı reisin adamı, öbürü abdullah gül'ün adamı diğerini ulaştırma bakanı seviyor, vs. vs. yahu o kadar memoir okudum hiçbirinde böyle şeyler anlatılmıyor. yönetim kurulunun rolü belli, ceo'nun rolü belli. türkiye'de bu standartlar olmayınca yönetim kurulu başkanı sağından çekiyor öbürü solundan çekiyor ama işte allah'ın lütfü olsa gerek bir şekilde bir yerlere doğru gidiyor işte gemi.


-parça parça anektodlar vermek yerine çeşitli başlıklar altında hem olayları anlatılıp hem de okuyucuyu için güzel kritikler yapılabilirmiş. bir de anlamsız bir sürü thy çalışanı geçiyor. bu haliyle sanki toplu bir teşekkür mektubu gibi. sen şurada şunu yapmıştın bak unutmadım der gibi. ama bir memoir'da bu kadar detaya girilmesine gerek yok.


- kitapta hamdi topçu'nun kendisiyle ilgili hiçbir özeleştirisini göremedim. biraz da şunu şöyle yapmalıydım vs. diye bir şey bekliyorsunuz. yapılan eleştiriler hep benden sonra bu projem devam ettirilmedi şeklinde. bu da aslında karakteri konusunda ipuçları veriyor. yani yanlışlarına değil doğrularına odaklanıyor. zaten şu hayatta yanlışlarınıza odaklanmazsanız bunlar arkanızda öyle bir dağ gibi olur ki. sonradan insanlar sizi bu dağdan görememeye başlıyor.


- muhtemelen de bu özgüven ve örtülü kibir şirketteki diğer paydaşları sinirlendirdi ve bunlar ufaktan ufağa reise işpiklendi ki en sonunda o da aksiyon almak zorunda kaldı. eğer yönetim kurulu başkanlığından alınması hamdi topçu'nun anlattığı gibiyse reis ayıp etmiş dedim. en azından yüz yüze bir görüşmeyi hak etmiş.


- kitabın ileriki versiyonlarında bence metrikler paylaşılırken 2003-2009 ve 2010-2015 ayrı ayrı karşılaştırılabilir. hani enkaz devraldık derler ya hakikaten 2003'te deprem görmüş, kafalara anayasaların fırlatıldığı bir türkiye'yle kıyaslama yapmak çok doğru olmaz. candan karlıtekin'in ykb olduğu dönemlerdeki metrikler sanki kendi metrikleriymiş gibi sunulmuş.


- kendisiyle ilgili kitabı okuduktan ve şuradaki videoyu da izledikten sonra -45.dakikayı özellikle seçtim çünkü üstü kapalı şu anki reisizm ile ilgili güzel tespitler var- son düşüncem evet belki cv olarak iyi bir geçmişe sahip değil -bu arada yeni ykb ilker aycı için "kapak süper ama içerik zayıf" benzetmesi yapması da bombaydı-ama en azından bunun farkına varıp gayret ve çevresiyle iyi şeyler başarmış diyebiliriz.


edit|: yaziyla ilgili baya donusler olunca hamdi topcunun da bu yaziyi okuyabilecegi ya da ekibinden birilerinin ona gosterebilecegi aklima geldi. kitapta bir kisimda turkiyedeki ekmeklerin kalitesinin bozuldugundan bahsediyordu. genelde ecnebilerde emekli olan ceo ya da ykbler boyle bir sosyal sorumluluk projelerine basliyorlar. kendisi de aileden gelen yillarin birikimiyle bu konuda bir sosyal sorumluluk projesi yapabilir. ozellikle son yillarda ekmekle ilgili cok sikayetler var. bununla ilgili kendisi ozellikle bir calisma baslatabilir. her ne kadar ekmege gelen zamdan sonra tuık ekmegin sepetteki payini azaltmis olsa da bu fakirlikte ekmek yine turk halkinin diyetinin onemli bir parcasi oldu. bu konuda hakiki ve besleyici turk ekmegi uretme konusunda kamuda bir hareket baslatabilir.

 

Vakıf Serisi - Asimov


Normalde İngilizce kurgu kitabı okumaya çekinirim ama bunu İngilizce okudum. İyi de yapmışım çünkü vakıf kelimesi bile foundation kavramının kitaptaki yerini karşılamaya yetmiyor. Gerçekten herkesin okuması gereken bir bilimkurgu klasiği. Bu arada Star Wars'ın da bu kitaptan hayli etkilendiğini düşünmeye başladım. Demek ki neymiş, bütün hikayeler diğer hikayelerden çalıntıymış.


Tanrım Beni Görünür Kıl - Nilüfer Önder

cok kitap okuyan birisi olarak lan neden ben de bir kitap yazmiyorum ki dedim kendi kendime. sonra da dur ortalama bir insan nasil bir kitap yaziyor diye tesaduf eseri bu kitabi buldum ve okumaya basladim.


kitaba gelince biraz fazlaca uzun. ılk plot twistin olmasi icin bir 120 sayfa okumak gerekiyor. bazi karakterler ise niye kitapta var diye sorguladim. mesela grek? adam geziyor sadece ortalikta. bir yan karakter bir kitapta varsa bu ana karakterlerle arasindaki iliski icindir ve main plota yapacaklara katki icin varlardir. aslinda tilet ve nadine de biraz gereksiz oldu diyordum ama en azindan onlar jordan ve karinin hayatlarina bir sekilde dokunuyorlar.


onun disinda bazi plotholelar, factual errorslar olsa da gercekten bekledigimden cok daha iyi bir roman cikti acikcasi. kitabin cogunda lan acaba bu yazara psikologu basindan gecen kotu bir iliskinin terapisi icin bir seyler yazmasini tavsiye etti de o da bunu mu yazmis acaba hissine kapildim. kitabin ana karakteri jordanin yazarin kendi basindan gecen olaylari yasadigi bariz. hos yazar bu da fark edilmesin diye ana karakteri erkek yapmis -yazar kadin-. ama ben yine de iyi yazdigini dusundum. yani uslup duzgun, tasvirler ve diyaloglar yerli yerinde.


son 30 sayfadaki plot twist de artik tum populer turk roman yazarlarindan tanidigimiz okuyucuya son bir sok yasatip romani kurtarmanin bilinen yolu.


simdi usenmeyip butun bunlari niye yazdim? aslinda gelmek istedigim nokta su: bu yazar bence bir zulfu livaneli, bir elif safak, bir ayse kulin ayarinda bir roman yazmis. yani demek ki hayat akisinda biraz sansi yaver gitse su anda her sene roman yazan populer bir yazar olabilirmis. yani demek istedigim bir yerden sonra woody allenin da dedigi gibi basari yuzde seksen dogru zamanda dogru yerde gorunmekle alakali.


sonuc olarak benzer kitaplarla yasadigim tecrubelerden dolayi beklentilerimin iyice dustugu bir alanda beni sasirtan bir roman oldu. yazarin biraz sansinin yaver gitmemesine uzuldum dogrusu. yani 2015te yayinlammis ve baskisi da yenilenmemis. yazarin baska kitabi da yok epey sene gecmesine ragmen :(

 

Veba Geceleri - Orhan Pamuk


Tam oğlum Orhan ne yapıyorsun bütün ölümleri önceden söyleyerek spoiler veriyorsun diyordum ki aslında onlar hiçbir şeymiş. Ortalama bir yazar bunları spoiler vermeden yeri geldiğinde anlatarak okuyucuya sürpriz yaptırmakla yetinirdi ama bu romanda Nobelli farkı var. Yine müthiş bir hayalgücü eserini görüyoruz. Üstelik bunu da tarihle çok iyi birleştirmiş. Başlarda 200 sayfa filan bu roman nereye gidiyor diye biraz sıkılmıştım ama sonradan olanlara bakınca olacakların ipuçlarını aslında fark ettirmeden vermiş dedim. 

Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley

 


Orijinalini okudum. Bu kitabı okumadan önce öyle övgüler duydum ki tabi yine beklentilerimin boşa çıkmasıyla karşı karşıya kaldım. Yine de bazı sıradışı şeyler yok değil.
Bence bu tarz kitaplar şöyle hype oluyor: Şimdi okuyunca insanlar pek ısınamıyor ama bakıyor etrafına herkes övüyor. O da kitabı anlamayan mankafa durumuna düşmemek için "vay, çok iyi, kesin tavsiye ederim" diyor. Olaylar gelişiyor. Ama bazen kral çıplak da diyebilmek lazım.


Tanrısız Gençlik - Ödön von Horvath

olağanüstü bir novella. bu zamana kadar az duyulmasına şaşırdım. Sanıldığı gibi ateist propagandası yapmıyor. Meseleye çok insani bir açıdan bakıyor.

Şeytanın Çırağı - Şiro Hamao

İlk defa Japon öyküsü okuyunca Japonlara karşı olan tırsmamı daha da artırmış olan 2 öyküyü içeren kitap. Zaten bu Japonları gerek tarih boyunca yaptıkları gerekse de 2. dünya savaşındaki tutumlarından dolayı biraz tekinsiz bulurdum. Cinayet öykülerindeki sapkınlıklar bunun tuz biberi oldu.

Rifkin's Festival

tipik bir woody allen filmi. beni de en cok etkileyen kisim filmin baslarinda adamin karisiyla yaptigi diyalogda gecen “politik olarak da ideal olan bir dunyada yasasak bile hala daha ciddi sorularimiz olurdu” minvalindeki aciklamalarla gunumuzde politik meselelere yapilan gecicilik vurgusuydu. asil olan varolussal sorular, butun bunlarin anlami var mi, daha fazlasi var mi gibi seyler.


filmin sonunda da aslinda bu sorunun cevabinin olumsuz oldugunu goruyoruz. yani hayat herkes icin anlamsiz. ama bu da onun bos oldugu anlamina gelmez. git bir iste calis, asik ol, evlen vs. icini doldur.


hos bir filmdi dogrusu. woody allenin hayatin anlamini bulamamasi da bu konuyla ilgili onlarca film cekip, kitaplar yazan birisi olarak 85 yasinda da geldigi nokta itibariyle ne bileyim biraz trajikomik olmus. yani siz de bu konuya oyle kafa yormayin bunca sene sonra geldigim nokta bu, takilin, gidin hayatinizi yasayin iste der gibi olmus.

 

Sisifos Söyleni - Albert Camus


Bazı yerlerinden bir şey anlamadım ama sanırım bu da bu dünyanın absürtlüğünün bir sonucu. Bu yüzden mesajını doğru anlamışım dedirten kitap.

Siyah Lale - Alexandre Dumas


Bana böyle romanlarla gelin sayın bayım. İçinde, tarih, siyaset, aşk, ihtiras ve mutlu son olacak. Ve bütün bunları da maksimum 200 sayfa civarlarında başaracak.

1Q84 - Haruki Murakami



Bana böyle romanlarla gelin dedirten eser. Okuyucuyu sıkmayan, sürükleyici, kendinizden de bir şeyler bulduğunuz, öğretici, yazarın düşüncelerini kusmadığı bunun yerine belli bir üslubu olan, diyalogların nerede başladığı ve nerede bittiği belli olan, bu lafı kim söylüyor simdi dedirtmeyen, vb.

Gerçekten bayıldım, hiç ara vermeden 2. kitaba geçtim. Maalesef bu özen ve titizlik bizde bir tek Orhan Pamuk'ta var. O da zaten bu sayede dünyada hak ettiği ilgiyi görüyor.

İki haftada 2. ve 3. kitap da bitti. bence 10 numara 5 yıldız bir roman. bence herhangi bir kisi roman yazmaya kalkmadan önce bu isler nasıl olmalı diye bunu referans almalı. tamam, tekrarlar fazla ama her tekrarda konunun farklı bir boyutu da anlatılıyor. bu kural kutsal kitaplarda bile vardır. oralarda da ayni hikaye farklı kişilerin ağzından ya da farklı bir boyuttan tekrar tekrar anlatılır. bu kuralı bilen bir adamın bunu eserine yansıttığı kutsal kitap gibi bir roman. zaten kitaptaki mistik ögelerden de yazarın bunu kasıtlı yaptığını anlıyorsunuz. yani sakin olun ve okumaya devam edin efendim.


 

Tutunamayanlar - Oğuz Atay




Sırf Tutunamayanlar'a tutunamayan olmamak için sonuna kadar okuduğum kitap. İki ayımı aldı. Senin yazacağın kitabı seveyim, Olriç! 60lı yıllarda proletaryayı küçümseyen küçük burjuva hezeyanları.

 

Mustafa Öztürk



tefsirinin ilk cildini okudugum kisi.


kuran okunulacak kitap degildir. simdi bu ifadeyle istenmeyen adam ilan edilebilirim ama aslinda demek istedigim kuran en basinda okunmak icin tasarlanan bir kitap degildir. zaten gelisen olaylar sirasinda peygambere soylenen sozler gibi duruyor. hal boyle olunca da bastan sona okuyunca cogu yerde konu butunlugu olmadigi gibi gorulur. ama kuran dinlenirse -ki dinlerken anlamini da takip etmek lazim- o zaman gerek muzigi andiran tinisiyla gerekse de kelimelerin ve cumlelerin yaptigi muthis kafiye ve edebi ifadeler bazen cok buyuleyici oluyor. yoksa bizdeki gibi uzun hava modunda okumalarinsa nasilsa anlamadigimiz icin o bastaki duyguyu vermek icin bilerek yapildigini dusunuyorum. bizim millet nasil olsa kolay huzunleniyor biz de anlamini bilince dinleyiciyi soktugu o duygusal moda onlari huzunlendirerek verelim diye dusunmus atalarimiz.


ıste bu ayrimi en iyi yapan insanlarin basinda mustafa ozturk geliyor. texti contextten bagimsiz okuyunca tuhaf gelen seyleri contexti ogrenince kafanizda daha iyi oturtmaya basliyorsunuz. bu acidan kurana merakliysaniz once mealini okuyun sonra da bu tefsirlerine bakabilirsiniz.


ama kitapta yer yer ozensizlikler de yok degil. bazi yerlerde kapanmayan parantezler, kelime hatalari vb. bir de bazi yerlerde latin harfleriyle arapca okunuslar verilmis ama bazi yerlerde sadece arap harfleriyle gecinilmis. burada neye gore farkli davranmis bir turlu cozemedim.


bir de bu din konusu cok tehlikeli ve insan bilmeyince cok sacma seylere inanabiliyor. mesela zeytin ve incir kuranda gectigi icin kutsal saniliyor ama aslinda zeytin ve tin (incir) kafiye olsun diye kullanilmis. bir de “oku”yla baslayan kitabin okumayan ummetleri oldugumuz geyigi. tefsirden anlasiliyor ki kuranin zaten ilk indirilen ayetleri fatiha suresi. bir de oradaki oku ingilizce tefsirlerde “read” degil de “recite” kelimesiyle kullanilmasiyla alakali. yani bana istiklal marsini oku ya da bir gulu sevdimi oku deyince akliniza gelen sey gibi dusunun.

 

Martı Jonathan Livingston - Richard Bach

 


Bence bu hikayeyi ortaokul çağına gelmiş her gence okutacaksın. Dünya bambaşka bir yer olurdu. Benimki gibi yaşlarda artık çok geç diyorsunuz.

Kiraz Çiçekleri - Yasunari Kawabata


Kyoto'nun o bol çiçekli yollarında küçükken evlatlık verilen bir kızın sıradışı hikayesini okurken Kyotoluların o festivallerle dolu günlerine gideceğiniz bu hayalimsi romanda okurken kah gülecek kah gözleriniz yaşaracak ama en nihayetinde "what da fuq did i just read" diyeceksiniz.

Manzaradan Parçalar - Orhan Pamuk



Daha kimsenin tanımadığı bir yazarken endişeye kapılınca Paris Review'de Faulkner, Sartre, Borges'in çektiği sıkıntıları okuyarak teselli buluyormuş. Kitabın son yazısı çaaattt Orhan Pamuk'un Paris Review röportajı.

 

Babamın Bavulu - Orhan Pamuk

 



Orhan Pamuk'un en ince kitabı. Arada Orhan Pamuk ilacımı almam lazım kardeş. Şu kitaptaki fikirleri okuyup da beğenmeyen adam da ne bileyim değişinktir.

Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk




Roman konusunda en yetkili Türk'ün yazdığı roman nasıl yazılır kitabı. 
"Sanattan söz etmeden önce, insan bir sanat eseri yaratmaya çalışmalıdır." Niçe.



 

Sevme Sanatı - Eric Fromm


Özet: Eğer insanın yaşama deneyimi derin, kişiliği sınırsız ise sevgi sürer. Fakat insanların çoğu boş olduğu için, başkalarının kişiliklerini kendi kişiliği gibi kısa zamanda tanır ve tüketir.
 

The Spinoza Problem - Irvin Yalom



Orijinal ingilizcesini okudum. Bir romanda aradığımız her şey var: tarih, felsefe, psikoloji, savaş, aşk üçgeni, kurgu. bu yazarın diğer iki kitabını da kesin okurum herhalde.
bu noktada benim Spinoza problemime de dikkat çekmek isterim. şimdi Etik'i yarısına kadar okumuş bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki kitabın tüm kurgusu totolojik. Gıdım gıdım sunulan aksiyom ve sonuçlarla kafanız bulandırılıp sonunda zokayı yutuyormuş gibi hissediyorsunuz. Tam bir dejenere Yahudi kurnazlığı.

Şaka bir yana seviyoruz Spinoza'yı. Bu kitapla aydınlanma tarihi açısından neden önemli biri olduğunu çok iyi kavrıyorsunuz. Yani 1600'li yıllarda böyle şeyleri söylemeye cesaret etmek. İsmi de çok tatlı ya. Aklıma direkt İspinoz kuşları geliyor.

 

Niçe Ağladığında - Irvin Yalom

 


Niçe'ye böyle davranan zaman sana bana neler yapmaz ki! Niçe'nin ağladığı kısımda ben de ağladım demek isterdim ama ben ağlayamam gözlerim dolar.

Tanrı ölmedi ya çok iddialı. Ama kurumsal dinler ölse hiç de fena olmaz.

Akıl Çağı - Sartre


hayatin anlamı konusunda varoluşçular en cesur olanlar.

Sartre resmen “Dostoyevski işine bak kardeşim” demiş. Muhtemelen 3 kitaplık tüm seriyi okurum. Bu Varoluscular çok esaslı adamlar. “si*erim senin Anusya'nın mana yüklü bakışlarını, benim Varoluş gibi daha önemli sorunlarım var” tadında neden Fransızların en buyuk romancılar olduklarının kanıtı bir eser.
belki bir Fransızlar kadar özgürlük adına bütün iktidarları kesip atmadık ama zamanında bizim de başbakan asmışlığımız var aslında. Ama işte nedense hep bir 50 yıl geriden takip ediyoruz.


 

Aziyade - Pierre Loti

 

Kurgusu biraz tırt bir roman. Felsefesi:

1) 1 erkek nasıl 4 kadını idare edebilir?

2) Meğer boş zamanları doldurmaya görevli bu oryantalistlerin Osmanlı sevgisinin sebepleri farklıymış.

3) Zaten bizim ahlak anlayışımız ahlaklı olmak değil ahlaksızlığı göz önünde yapmamak üzerine kuruludur.

Biz - Yevgeni Zamyatin


Ahaha meşhur 1984 de arak çıktı ya dedirten kitap. Orwell de benim için bitmiştir. Orwell sadece konsepti ortalama bir okurun anlayabileceği seviyeye çekmiş. Zamyatin'in de tam da demek istediği şey bu. Dünyada yeni bir şey hemen normalleştiriliyor.


Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği - Milan Kundera

 

cok orijinal bir anlatim teknigi olan kitap.


bence dogu avrupa icin komunizm nasil bir berbat tecrube yaratmissa siyasal islam da bize aynisini yasatacak :(

11.25.2023

Leviathan - Thomas Hobbes

 


hobbesin bir kitabi.

normalde kitaplari bitirmek icin sonuna kadar asilirim ama bu kitap okunmuyor ya. o donemin ingilizcesine alisiyorsunuz ama gerisi gelmiyor bir turlu. surekli tekrar, tekrar nereye kadar.

o donem icin caginin ilerisinde olabilir ama simdi bastan sona okunmasi cilginlik gibi. o degil de kendi dedelerimizin yazdigi seyleri okuyamazken bu ingilizceyi anlayabilmemiz de kimin ayibi acaba?

yok lan saka yapiyorum. sanki o zaman bizlerde bu konulara kafa yoran insanlar vardi da okuyalim?


Succession Dizisi Hakında

 



bence finalinin sinyallerini veren dizidir.


--- spoiler ---

tom enteresan bir sekilde dizide bileginin hakkiyla bir yere gelen tek kisiydi. adam karisinin etkisinden yararlanmak yerine son sezonda kendi basina yol ciziyordu zaten. tabi bu sirada bir ona bir buna oynayarak geliyordu basa. iclerinde yine de en ayaklari yere basan karakter oydu. greg'e bile vefali cikmasi sonunda mukemmel bir karakter ornegiydi.

amerikalilar seviyorlar oyle bizim gibi sifirdan gelen birilerinin zirveye yerlesmesini.

en son shiv'in verdigi karar da klasik kadin bakisacisi. ne kadar oyle profesyonelim filan dese de en sonunda dogacak cocugunun babasini secti. milyonlarca yillik evrim 400 yillik endustri devrimine baskin cikiyor iste.

bilmiyorum ama bir 5. sezon cekilse isvecli karaktersiz dahinin elinden sirketi de alirdi corporate america. tomla gregin maceralari uzerine bir spinoff da dusunulebilir.

3 cocuk da aslinda “not serious” kafasindaydi. roy da sonlara dogru tomla yakinlastigina bakilirsa o da yasasaydi boyle olsun isterdi. hem soy agaci da devam etmis oluyordu.

--- spoiler ---


Öteki Renkler - Orhan Pamuk

 



Orhan Pamuk'un bir kitabı. Seçimlerden sonra çökmüştüm. Bu kitap rahatlattı. 30 yıl önce adam Türkiye'yi çözmüş, bizden neden bir bok olmayacağını anlayınca işine ve hayatına odaklanmış.



Geceleyin Bir Mümkün - Aynur Dilber

 


Sosyal medyadan tanıdığım bir yazarın öykü kitabı. Hayal gücüne ve kelime dağarcığına hayran kaldım. Olay örgüsünü biraz daha iyi kurgularsa ve din-mitoloji gibi konuları biraz daha dozunda ayarlarsa yeni bir Tomris Uyar'ımız olur kim bilir?

İlk okuduğu ciddi kitap Don Kişot olan biri olarak onun geçtiği hikayeyi özellikle beğendim.

Kod yazarken ChatGPT kullanma hakkında

 


25 yıldır kod yazan birisi olarak geldiğimiz noktada chatgpt kullanmayı öğrenin dediğim başlık.


temel olarak bu 25 yıl şu 3 aşamadan geçti:


1. kitaplardan bakıp internetin olmadığı ya da dialupla sınırlı bağlanabildiğimiz zamanlarda kod yazdığımız zamanlar


2. stackoverflow ve sonrası


3. chatgpt: inanılmaz zaman kazandırıyor. tabi github copilot filan gibi şeyler de var ama basit bir chatgpt ekranı bile çok iyi fayda sağlayabiliyor. bazen saçmaladığı oluyor ama genel olarak stackoverflow'dan çok daha hızlı aradığım şeyi bulmamı sağlıyor.


mesela bu aralar mevcut ürünlerimizden birinde ai generated textlerden yararlanıyoruz. bu durumda en gelişmiş kütüphanelerden biri de langchain. gel gelelim ekip olarak çok python bilgimiz yok. işte bu noktada chatgpt devreye giriyor. özellikle şunu nasıl yaparım şunu nasıl alırım derken en temel soruları bile chatgpt'ye soruyorum. şimdi bakıyorum da "pythonda bir stringin bir stringe olan kısmını getiri" bile sormuşum.


yani anlaşılan bu devirde iyi bir programcının en önemli yeteneklerinden biri de doğru "prompt engineering" yapabilme olacak gibi. önyargılı olmayınız efendim, chatgpt'den ısrarla isteyiniz, sonuçlar harika.

Elon Musk - Walter Isaacson

 



Elon Musk'ın nasıl bir asshole olduğunu Walter Isaacson farkıyla okuduğumuz bir kitap oldu. Yok ya sürekli hata yapan ama hiçbir şey olmamış gibi o hataları geri alan bu süre zarfında çokça kalp kıran ama o insanların da ortadaki para çok büyük olduğu için katlandıkları bir insanın hayatı.


Türkiye'de Çağdaşlaşma - Niyazi Berkes

 






O kadar iyi ki bu kitabı okumayan biriyle "ne zaman adam oluruz", "ne olacak bu memleketin hali" tarzında sohbetlere tenezzül etmeme kararı aldım.

kitap cumhuriyetin 50. yildonumunde yazildigi icin sonunda soyle bir temenni var:




ikinci elli yildonumunden bildiriyorum: pek bir bok yapamadik. en azindan ilk 50 yilda surekli aglayan islamcilarin da isleri daha da boka sardiklarini gormus olduk.

Mulksuzler - Ursula K. Leguin


Bu kadar iyi bir kitap olabileceği aklıma gelmezdi. Her iyi şeyin bir kötü tarafı var yaklaşımından yola çıkarsak pek de şey yapmamak lazım deyip geçmek lazım.